Kategoriler
Haberler

Türkiye’ye karşı kirli ittifak! Kirli detaylar ortaya çıktı

Libya’nın doğusundaki terör örgütü lideri Halife Hafter, işgal altında tuttuğu Bingazi’deki güçleriyle Esed rejimiyle arasında diplomatik ilişkilerin başlatan gizli bir ziyaret gerçekleştirdi. Şark El Avsat gazetesinde yer alan iddialara göre Hafter, Ocak ayının sonunda Atina’da gerçekleştirdiği görüşmelerden hemen sonra Şam’a gizli bir ziyaret gerçekleştirdi. 

 

 

Hafter’in, Esed rejimi askeri ve güvenlik yetkilileriyle görüşmede, ikili ilişkiler ile Türkiye’ye karşı işbirliği gibi konular ele alındı. Ayrıca Trablus merkezli Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası tanınırlığa sahip Fayez al-Sarraj başkanlığındaki Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) karşı askeri, güvenlik ve istihbarat işbirliğinin konuşulduğu belirtildi. Hafter ve Esed gizli görüşmesinde Esed rejimi askerlerinin Libya’ya gönderilmesi, Libya’daki paralı asker ordusuna mühimmat sağlanması konuşuldu. 

MISIR İSTİHBARAT BAŞKANI DA ŞAM’DA

 

 

Hafter’in ziyaretinden hemen önce Mısır İstihbarat Başkanı Abbas Kamil ve Esed rejimi Ulusal Güvenlik Başkanı Ali Memluk’un Şam’da bir araya geldiği bildirildi. Bu ziyaretin gizli hedefinin Türkiye’ye karşı bir ittifak oluşturmak olduğu belirtildi. Memluk ve Abbas’ın yaptığı görüşmede Şam ve “Kürtler” olarak nitelenen PKK/YPG terör örgütü arasında Türkiye’ye karşı ittifak oluşturma konusunun da ele alındığı iddia edildi.

ZİYARETLE İLİŞKİLER HIZLANDI

Gizli ziyaretin hemen ardından, Hafter’e bağlı üst düzey yetkililer Şam’a ziyarette bulunmuş ve Esed rejimi ile 46 tane protokole imza atmıştı. Geçen hafta Salı günü de Libyanın Şam büyükelçiliği korsan bir şekilde, Trablus hükümetinin izn olmadan Hafter terör örgütüne teslim edilmişti. Hafter’in korsan elçiliğinin açılışında konuşan Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Miktad, Türkiye’yi ve UMH’yi hedef alan ifadeler kullanmıştı. 

MACRON’DAN TERÖRE DESTEĞE DEVAM

Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, terör örgütü lideri Halife Hafter ile birkez daha bir araya geldi. Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre Macron, Saray’da Hafter ile görüştü. Yaklaşık 1 saat süren görüşmede Hafter, Libya’da ateşkesi sağlayan anlaşmayı imzalamayı kabul etti ancak Birleşmiş Milletler nezdinde tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) ateşkesi ihlali halinde anlaşmanın iptal edileceğini kaydetti. Görüşmede petrol konusu da ele alındı. Macron, geçen yıl 23 Mayıs’ta da Hafter ile bir araya gelmişti. Geçen yıl Fransa’nın Mısır’a sattığı Rafale tipi savaş uçaklarının, darbeci Hafter’i desteklemek için kullanıldığı ileri sürülmüştü. Diğer yandan Libya’da Hafter’e bağlı güçlere ait bir kampta geçen yıl haziranda bulunan füzelerin Fransa’ya ait olduğu ortaya çıkmıştı.

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Sözcü gazetesinin Katar manşetine Türk kullanıcılardan ‘Esad’lı tepki

Sözcü gazetesinin bugünkü manşetinde Katar ile ilgili bir özel haber yayımlandı.

“Nedir bu Katar aşkı!” başlığıyla verilen habere göre; Katar ve Türkiye arasında “Şehircilik İş Birliği Anlaşması” imzalandı. Bundan böyle iki ülke kentsel dönüşüm projeleri yapacak.

KATAR’I DAHA ÖNCEDE HEDEF GÖSTERMİŞLERDİ

Tank palet fabrikasının Katar ile ortak olarak işletiminde, Kanal İstanbul projesi kapsamında Emirin annesinin bölgeden arazi satın almasında ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edilen uçak meselesinde üzerinden attığı manşetlerle eleştiri almıştı.

VATANDAŞ TEPKİLİ

Sözcü gazetesinin Katar’ı tekrar hedef alması eleştiri konusu oldu. Gazetenin Suriye’de sivilleri katleden Türk askerine saldıran Esad ile sürekli görüşülmesi yönünde algı yapmasını sosyal medyada dillendiren bazı kullanıcılar “Nedir sizdeki Esed aşkı?” Diye soruyor muyuz?” diye tepki gösterdi.

VEFA VURGUSU

Kullanıcılar, Katar ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilere de vurgu yaptı. Ankara ve Doha’nın zor zamanlarda birbirlerine nasıl destek olduklarını da söyleyen Twitter kullanıcıları, “Katar Arap Birliği’nin dışladığı, bizim her zaman yanımızda olan bir dost ülke” ifadelerini kullandı.

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Erdoğan talimatı verdi! Mültecilerin oradan geçişi artık yasaklandı

İdlib’de Esed rejiminin gerçekleştirdiği saldırıların ardından Türkiye, Avrupa’ya gitmek isteyen mültecilere engel olmama kararı aldı. Türkiye’nin kararını duyan on binlerce mülteci, sınır bölgelerimize akın etti ve Yunanistan’a geçmek istedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 150 bine yakın mültecinin Edirne üzerinden Yunanistan’a geçiş yaptığını aktardı. Öte yandan Sahil Güvenlik Komutanlığı, Erdoğan’ın talimatı ile mültecilerin Ege Denizi’ni kullanılmasının yasaklandığını duyurdu.

 

 

Esed rejimi, Suriye’de Türk gözlem noktalarının yakınlarında bulunan TSK konvoyuna saldırılar düzenledi. Hain saldırılarda 34 askerimiz şehit düşerken Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında güvenlik konseyi toplandı.

TÜRKİYE’NİN MÜLTECİ KARARI

 

 

Beştepe’de gerçekleşen konsey toplantısında bir dizi kararlar alındı. Rejime anında karşılık verilmesi kararının yanı sıra Avrupa’ya gitmek isteyen mültecilere engel olunmaması kararı da alındı. Türkiye’nin bu kararı sonrası mülteciler sınır bölgelerine akın etti. Yunan güvenlik güçleri ise gaz bombası, jiletli tel ve gerçek mermi ile geçişleri engellemeye çalıştı. Yunanistan, mültecilerin can güvenliğini hiçe sayarken Türkiye’den ise mültecilerin canını önemseyen bir hamle geldi.

Denizden geçişlere izin verilmeyince düzensiz göçmenler sahilleri boşalttı

EGE DENİZİ’NDEN GEÇİŞLERE MÜSAADE YOK

Sahil Güvenlik Komutanlığı, kaçak göçmenlerin deniz geçişlerinin tehlikeli olması nedeniyle Ege Denizi’nden geçişlere izin verilmediğini açıkladı.

“ERDOĞAN’IN TALİMATIYLA GEÇİŞLERE İZİN VERİLMİYOR”

Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ve Sayın İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun takibiyle, kaçak göçmenlerin deniz geçişlerinin tehlikeli olması nedeniyle Ege Denizi’nden geçişlerine izin verilmiyor.”

 

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Son dakika: İran’ın Suriye’deki en önemli komutanı öldürüldü! Putin’e ‘Kafir’ demişti

Son dakika haberi: Suriye’de eli kanlı Esed rejimine desteklerini sürdüren İran’a büyük bir darbe vuruldu. Bölgedeki en önemli isimlerinden biri olan Ferhad Debiriyan’ın Şam’da öldürüldüğü bildirildi. 

 

İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun Suriye’nin başkenti Şam’daki Zeynebiyye bölgesinin sorumlusu Debiriyan’ın dün gece Şam’da hayatını kaybettiğini duyurdu.

NASIL ÖLDÜRÜLDÜĞÜ KONUSUNDA BİLGİ VERİLMEDİ

 

Debiriyan’ın terör örgütü DEAŞ’ın Suriye’nin antik Tedmür (Palmira) kentini işgal ettiği 2015’te Tedmür komutanı olarak görev yaptığı belirtildi. 

RUSYA VE PUTİN’E KARŞI ÇIKAN İSİMLERDEN BİRİYDİ

İran Devrim Muhafızları Ordusu komutanlarından olan Ferhad Debiriyan, Rusya’nın Suriye’ye müdahil olmasına karşı çıkan isimlerin başında geldiği biliniyordu. İranlı komutanın Putin ile ilgili ses kayıtlarında ise ‘O Kafir’ diye bahsettiği de gündemde yer almıştı. 

 Ferhad Debiriyan

İRAN VE RUSYA ARASINDA GERGİNLİĞE NEDEN OLUR MU?

İran’ın bölgedeki en etkin komutanlarından birinin öldürülmesinin arkasındaki sır perdesi henüz aralanmamışken komutanın Putin ve Rusya karşıtı olması akıllara Rusya’yı getirdi. Bu konuda Rusya ve İran’ın nasıl bir tavır sergileyeceği ise merak konusu.

 

 

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

ABD’den yeni açıklama: Ruslar ve Esed, İdlib’de kazanamaz sebebi ise Türkler…

Rusya’yı ABD’nin uzlaşı için sunduğu bütün tekliflerini reddettiğini ve askeri zafer için bastırdığı belirten Jaffrey, ”Türklerin söylediği ve bizim de yüzde yüz desteklediğimiz konu artık bu tür ateşkeslerin olamayacağı. Ateşkesin gerçek ve kalıcı olması gerek. Sahada kimsenin ihlal etmediği bir hat olmalı.” dedi. 

 

 

İdlib’de insani felaketin de ötesinde bir durumdan söz eden Jeffrey, ”Tehlikeli ve jeostratejik tırmanış söz konusu ve bu ateşkes ile kontrol altına alınması gereken tehlikeli uluslararası bir durum.” değerlendirmesinde. bulundu. 

“RUSLAR VE ESED İDLİB’DE KAZANAMAZ SEBEBİ DE TÜRKLER”

 

 

Suriye’de rejimin daha önce Rusya’nın yardımıyla muhaliflerin elindeki yerleri aldığı ancak İdlib’in farklı olduğunu söyleyen Jeffrey, şöyle devam etti: 

”Rusların ve Esed’in İdlib’de kazanacağını düşünmüyorum ve bunun sebebi de Türkler geri çekilemez, yoksa 4 milyon Suriyeli mülteciye bir 3 milyon daha eklenecek ve bunu fiziksel olarak kaldıramazlar. Sınırda gördüğümüz de buydu ve bununla başa çıkmalarının mümkün olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle bu saldırıyı durdurmak için askeri güçlerini önemli ölçüde kullanmak zorunda kalacaklar.” 

“TÜRK ASKERLERİNİN RUS UÇAĞI TARAFINDAN BOMBALANDIĞINA İNANIYORUZ”

İdlib’de 34 Türk askerlerinin hayatını kaybettiği saldırılara ilişkin ise ”Türk unsurlarının büyük ihtimal Rus uçağı tarafından bombalandığına inanıyoruz.” dedi.

Türkiye ve Rusya’nın karşı karşıya gelmesinin ise bölgede tehlikeli bir gerginlik yaratacağını belirten Jeffrey, ”Bugün esasen bir NATO ülkesi, İdlib’de sahada Rus danışman ekipler, vekaletleri, Suriye ordusu, Hizbullah ve İran Devrim Muhafızlarının unsurlarlarıyla karşı karşıya.” diye konuştu. 

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Esed’e koronavirüs şoku! Karantinaya alındı, karargah binası tahliye edildi

Yerel medyanın iddiasına göre, Suriye’de Rusya, İran ve rejimin ortak kullandığı karargahda, 10 İran askerinde koronavirüse rastlandı, İranlı askerler Şam’da karantinaya alınırken karargah binası tahliye edildi.

 

 

 

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Herkes İdlib’i beklerken… Erdoğan açıkladı! Moskova’daki zirvede son dakika sürprizi

Son Dakika Haberi: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başkent Moskova’da Rusya lideri Putin ile yaptığı görüşmesi sonrası, Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta, aralarında ÜLKE TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk’ün de olduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.

 

Moskova’daki İdlib Zirvesi bitti, harita ortaya çıktı! Erdoğan ve Putin resmen anlaştı

İDLİB DIŞINDA SÜRPRİZ KONU: LİBYA

 

Suriye’nin İdlib kentindeki krizden, mültecilere kapılarının açılmasına, Rusya ile ilişkilerden Patriot’lara kadar bir çok konu soruları cevaplayan Erdoğan, Rus Putin İdlib dışında özel olarak Libya meselesini ele aldıklarını söyledi.

Erdoğan “Sayın Putin ile İdlib ateşkesinin yanı sıra az önce de ifade ettiğim gibi Libya konusunu da ele aldık. Libya’da Hafter’in uzlaşmaz tutumu ortada. Hiçbir anlaşmaya uymadığı gibi savaşı da körüklüyor. Bunu Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İtalya gibi devletler de artık açıkça görüyor. Sayın Putin ile bu konuları ele aldık. Özellikle de bu Wagner konusunda Sayın Başkan’ın olumlu bir adım atacağını düşünüyorum. Böylece Libya’daki sürecin de aynen bu akşamki attığımız adıma benzer bir şekilde sonuçlanması ikimizin de önemli bir beklentisidir” dedi.

Libya meselesinde Amerikalılarla da görüştüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı, “Fakat tabi önümüzde şimdi bir de Libya meselesi var. Libya’da da yine bizim Amerika ile görüşmelerimiz var. Libya hakkında aynı şekilde Rusya ile de görüşmelerimiz var. Şimdi bugün tabi Rusya’dan Wagner konusunda olumlu bazı beyanlar aldık. Temenni ederiz ki bu hayata geçer. Eğer hayata geçerse o zaman Libya’da bizim işimiz de kolay olacak, Sarrac’ın işi de kolay olacak” ifadelerini kullandı.

“PUTİN’İ ÜLKEMİZE DAVET ETTİK”

Bugün Moskova ziyaretinde Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin ile ikili ilişkilerimizi ele aldık. Özellikle Suriye’de İdlib bölgesindeki gelişmeler gündemimizin öncelikli maddesini teşkil etti. Tabi onunla kalmadık, Libya’yı da görüşme imkânımız oldu. Rusya Federasyonu ile ekonomi, ticaret, sanayi, turizm, enerji alanlarında kapsamlı ve çok boyutlu ilişkilerimiz var. Bugün bu konuları ele alma imkanımızın yanında, bu yıl ülkemizde yapacağımız Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı için Sayın Putin’i ülkemize davet ettik.

“İDLİB’DEKİ MESELELER İKİLİ İLİŞKİLERİMİZİ OLUMSUZ ETKİLEMEMELİ”

Suriye konusunda daha önce de Sayın Putin’e söylediğim bir konuyu bugün de ele alma fırsatı bulduk. Suriye ve İdlib’deki gelişmeler ikili ilişkilerimizi olumsuz yönde etkilememelidir. Bu anlayışla bugün önemli bir adım attık ve ateşkes anlaşmasını yaptık. Buradaki üç madde önem arz ediyor. 6 Mart 2020 saat 00.01’den itibaren yürürlüğe giren ateşkesle ilgili arkadaşlarımız konunun sahada takibini de yapıyor. Ateşkes birkaç alanda önemli kazanımlar getiriyor.

1-) Ülkemizin sınırlarını rejim ve terör saldırılarına karşı daha korunaklı hale getiriyor.

2-) İdlib bölgesinde istikrar ve normalleşmeye zemin hazırlıyor.

3-) Orada bulunan askerlerimizin güvenliğini teminat altına alıyor.

4-) Sivillerin korunması için önemli bir adım teşkil ediyor.

“İDLİB’DE TEYAKKUZ HALİNDE KALMAYA DEVAM EDECEĞİZ” MESAJI

Bu örnekler çerçevesinde sahadaki gelişmeleri anbean takip etmeye devam edeceğiz. Başta şahsım olmak üzere mevkidaşım ile beraber, bunun yanında Dışişleri Bakanım, Milli Savunma Bakanım, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanım ile birlikte bu süreci takip edeceğiz. Ve zaman zaman, belki gün aşırı birbirimizi arayacağız ki bu ateşkes sürecini kontrol altında tutalım, herhangi bir zemin kayması olmasın. Amacımız Suriye’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararındaki siyasi süreci işletmek ve Suriye iç savaşını sona erdirmektir. Buraya gelirken amacımız ateşkes sağlamaktı. Hamdolsun bunu temin ettik. Tabi rejimin olası ihlal ve saldırılarına karşı da her an teyakkuz halinde olacağız. Bu konudaki kararlılığımızı son bir haftada rejime verdirdiğimiz zayiatlarda güçlü bir şekilde gösterdik.

LİBYA SÜRECİ DE ELE ALINDI

Sayın Putin ile İdlib ateşkesinin yanı sıra az önce de ifade ettiğim gibi Libya konusunu da ele aldık. Libya’da Hafter’in uzlaşmaz tutumu ortada. Hiçbir anlaşmaya uymadığı gibi savaşı da körüklüyor. Bunu Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İtalya gibi devletler de artık açıkça görüyor. Sayın Putin ile bu konuları ele aldık. Özellikle de bu Wagner konusunda Sayın Başkan’ın olumlu bir adım atacağını düşünüyorum. Böylece Libya’daki sürecin de aynen bu akşamki attığımız adıma benzer bir şekilde sonuçlanması ikimizin de önemli bir beklentisidir.

SORU-CEVAP KISMI

“ARAMIZA KARA KEDİLER GİRMİŞ OLABİLİR”

“Bizim Rusya ile ilişkilerimiz 5 yıldır gayet iyi gidiyordu. Siz de memnundunuz. Türkiye de bundan hem ekonomik hem siyasal anlamda avantaj elde etti. Ne oldu da bu Aralık ayından itibaren Putin birden tavır değiştirdi?”

Aslında çok da bir farklılaşma olmadı. Zaman zaman uluslararası ilişkilerde buna benzer gelişmeler, iniş çıkışlar olabiliyor. Rusya ile olan belki de bizim en son düşünebileceğimiz bir konu olabilir bu. Niye derseniz; bizim şu anda Rusya ile olan ikili ilişkilerimiz hiçbir şeye benzemez. Bir taraftan savunma sanayiinde attığımız adımlar, bir taraftan nükleer enerjide attığımız adımlar, bir taraftan Türk Akımı konusunda attığımız adımlar, bir diğer taraftan turizmde attığımız adımlar… Tabi bunların çok çok büyük önemi haiz. İkili ilişkilerimizin geldiği bu noktalarda bir de üçüncü ülkelerde beraber atabileceğimiz adımların planlamasını yaptığımız dönemi yaşıyoruz. Yani onun için de herhalde bir yerden şöyle kara kediler girmiş olabilir.

“İsrail olabilir mi?”

Yok. O kadar zayıf değil.

“KONTROL NOKTALARIMIZDA HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK SÖZ KONUSU DEĞİL”

“Kontrol noktalarımız var. Bunların durumu, akıbeti ne olacak?”

Malum, toplamda 12 gözlem noktası var. Tabi bu gözlem noktaları bizim için çok çok önemli. 12 gözlem noktasının dışında tabi aşağıda da gözlem önem ifade ediyor. Bu durumların hepsi de aynen şu andaki durum gibi korunacaktır. Şu anda herhangi bir değişiklik söz konusu değil.

“İDLİB KRİZİ BİTTİ Mİ?” SORUSUNA ÇARPICI CEVAP: KARARLILIĞIMIZI GÖSTERDİK

“Ateşkes çıktı görüşmeden. Fakat uzlaşma olsa bile bir mücadele ve müzakere içeren süreç başladığını görüyoruz. Bu kapsamda İdlib krizi tam olarak bitti diyebilir miyiz?”

Az önce bir ifade kullandım. Yani biz şu anda işi o kadar sağlama aldık ki her an Sayın Başkan’la irtibat halinde olacağım. Dışişleri Bakanımız aynı şekilde muhatabıyla, Milli Savunma Bakanımız muhatabıyla, Milli İstihbarat Başkanımız muhatabıyla sık sık görüşmek suretiyle bu ilişkiyi sürekli diri tutacağız. Bir yerde çatlak patlak olduğu anda hemen konuya müdahale edeceğiz. Tabi aramızda her şey yazı ile olmuyor, söz ile olanlar da var. Burada bu kararlılığımızı teyit ettik.

“PUTİN’E ESED İLE ARAMIZDAN ÇEKİL” MESAJI

“Sayın Putin ile yaptığınız telefon görüşmesinde ‘Esed ile aradan çekil, rejim ile bizi baş başa bırak’ dediğinizi söylemiştiniz. Bugünkü görüşmede bu söylem masaya yatırıldı mı, gündeme geldi mi? Geldiyse, tabi bu görüşmeden olumlu bir sonuç çıktı. Bu tavrınızın bir etkisi oldu mu?”

Tabi bu konu tatlıya bağlanınca böyle bir şeyi söylemenin de artık anlamı kalmadı.

S-400 VE PATRİOT MESELESİ

“Rusya geçmişte hassas konularda verdiği sözleri yerine getirmemiş, taahhütlerini tutmamıştı. Buna benzer bir durum Libya’dan Suriye’ye kadar olan coğrafyada yine Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye düşürecek mi? Böyle politikalar sürdürürse Rusya Federasyonu S-400 gibi kritik hayati projeler bundan etkilenir mi?”

S-400 şu anda artık bizim malımız. Bir taraftan S-400 ile ilgili eğitim çalışmaları vesaire bunlar devam ediyor. S-400’ü büyük oranda teslim almış vaziyetteyiz. Tamamı elimizde. Şu anda tamamı geldi. Nisandan itibaren de artık faal hale gelecek. Ama yine söyleyeyim, dün de söyledim yetkililerine; Amerikalılara “Eğer bize Patriot verirseniz biz sizden de Patriot alırız” dedik.

RUSYA ESED’İ NASIL DİZGİNLEYECEK?

“M4’ün altı 6-6 12 kilometre olmak üzere güvenli koridor olması konusunda Türkiye’nin beklentisi nedir? Biz uçuşa yasak bölgede istemiştik çünkü. Nasıl bir isteğiniz var bu konuda. İkincisi de M5 karayolundaki sorun nasıl çözülecek? Bir de sonuç itibarıyla Esed rejimine hiç güven olmadığı ortada. Rusya nasıl dizginleyecek? Bununla birlikte acaba görüşmeler boyunca Esed tarafıyla bir görüşmesi oldu mu?”

M4 karayolunun kuzeyinde 6 kilometre ve güneyinde 6 kilometre derinliğindeki alanda bir güvenli koridor tesis edilecek. Burada aynı zamanda kendileriyle devriye sistemini de çalıştırmaya başlayacağız. Bu zaten aynı zamanda Türkiye ve Rusya olarak bir dayanışmayı ortaya koyuyor. Rejim bu noktalarda zaten Rusya’dan gelecek herhangi bir talimata karşı çok fazla direnmez. Nitekim bugün mesela biz çalışmalarımızı bitirdik. Bir an önce de ateşkesle ilgili adım atılmış oldu ve 6 Mart 2020 saat 00.01 itibarıyla bu yürürlüğe girdi. Her şey oldu ki orada da imzalar atıldı. Savunma Bakanlarımız imzaları attı. Dışişleri Bakanlarımız da açıklamayı yaptı. Bundan sonra da ayrıca işin esas ve usulleri hakkında burada bir hafta kadar bazı çalışmalar yürütecekler.

MÜLTECİ MESELESİNDE AB’NİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNE SERT CEVAP

“Mültecilerle ilgili soru sormak istiyorum. Hem mutabakatta hem de basın toplantısında dile getirildi. Yalnız acil durum var sahada. Siz daha önce orada briket evlerden bahsetmiştiniz. İdlib’in kuzeyinde yüz binlerce mülteci kötü koşullarda. Bu konuda kriz olduğunda Avrupa Birliği’nden destek gelmişti. Aynı şekilde hem Resulayn ve Tel Abyad arasındaki bölgeye bir güvenli bölge inşa etmek için daha önce uluslararası camiaya çağrı yapmıştınız. Orada bir uluslararası donörler olması konusunda bir destek alınacak mı, orada acilen güvenli bölgede inşa çalışması yapılabilecek mi?”

Batı maalesef çok yüzlü. Yunanistan’a hemen anında 700 milyon avro söz verdiler; “350’sini hemen gönderelim, 350’sini de sonra gönderelim” dediler. Bırakın 700 milyon avroyu, Şansölye bize 25 milyon avrodan bahsetti ama ondan da maalesef henüz bir ses çıkmadı. Avrupa Birliği’nden gerek Konsey Başkanı Sayın Charles Michel olsun gerek Komisyon Başkanı Sayın Ursula von der Leyen olsun onlar da bazı sözler verdiler. Onlardan da bir netice çıkar mı çıkmaz mı bilmiyorum ama Sayın Bakanımızla da bazı görüşmeleri oldu. Gelse de gelmese de biz bu kadar seviye kaybına uğramış değiliz, Allah’ın izniyle bu işi hallederiz. Mesela basın mensuplarını o briket barakaların yapıldığı yere bir götürmek lazım. Oraları görmek lazım. 25-30 metrekarelik yapılar. İstiyoruz ki oralarda Suriyeli kardeşlerimiz daha iyi koşullarda yaşasın, yani biraz daha konforlu olsun. Duruma göre biz farklı ekip de ayarlar oradaki briket barakaları bir an önce bitirip o insanları oralara yerleştiririz.

İDLİB KRİZİNİN PATLAK VERMESİNİN ARDINDAN AMERİKA’DAN GELEN DESTEK MESAJLARINA CEVAP

“Bahar Kalkanı Harekatı ile birlikte Amerikan cenahında da bir hareketlenme oldu. Pompeo’nun sözde de olsa bir destek beyanı oldu. James Jeffrey geldi, Hatay sınırımızda boy gösterdi, birtakım söylemlerde bulundu. Acaba bu gelinen noktadan sonra hem Türk-Amerikan ilişkilerinde hem de Suriye meselesi bağlamında Birleşmiş Milletler’i harekete geçirme olabilir. Mesela olumlu yönde bir ivme bekliyor musunuz?”

Şimdi sözde güzel şeyler var ama uygulamada ne getirir ne götürür onu şu anda bilemiyorum. İşte dün akşam Büyükelçi ile beraber Birleşmiş Milletler Temsilcileri de bizdeydi. Onlarla da uzunca durum değerlendirmesi yaptık. Bu durum değerlendirmesinde de kendileri birçok destek vaadinde bulundular. Temennim odur ki bu destekler yerine gelir; tabi bu destekler Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde olabilecek veya atılabilecek adımlar olur. Bunun yanında bugünkü ateşkes olmayıp da süreç aynen devam etmiş olsaydı birçok silah mühimmat araç gereç vesaire destekleri olabilirdi. Ama şu an itibarıyla bize Amerika’dan gelmiş herhangi bir destek söz konusu değildir. Fakat tabi önümüzde şimdi bir de Libya meselesi var. Libya’da da yine bizim Amerika ile görüşmelerimiz var. Libya hakkında aynı şekilde Rusya ile de görüşmelerimiz var. Şimdi bugün tabi Rusya’dan Wagner konusunda olumlu bazı beyanlar aldık. Temenni ederiz ki bu hayata geçer. Eğer hayata geçerse o zaman Libya’da bizim işimiz de kolay olacak, Sarrac’ın işi de kolay olacak.

KAYNAK: HABER7
Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Tarihi görüşmede orası da gündeme geldi! Erdoğan açıkladı! Moskova’da son dakika sürprizi

Son Dakika Haberi: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başkent Moskova’da Rusya lideri Putin ile yaptığı görüşmesi sonrası, Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta, aralarında ÜLKE TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk’ün de olduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.

 

İDLİB DIŞINDA SÜRPRİZ KONU: LİBYA

Suriye’nin İdlib kentindeki krizden, mültecilere kapılarının açılmasına, Rusya ile ilişkilerden Patriot’lara kadar bir çok konu soruları cevaplayan Erdoğan, Rus Putin İdlib dışında özel olarak Libya meselesini ele aldıklarını söyledi.

 

Erdoğan “Sayın Putin ile İdlib ateşkesinin yanı sıra az önce de ifade ettiğim gibi Libya konusunu da ele aldık. Libya’da Hafter’in uzlaşmaz tutumu ortada. Hiçbir anlaşmaya uymadığı gibi savaşı da körüklüyor. Bunu Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İtalya gibi devletler de artık açıkça görüyor. Sayın Putin ile bu konuları ele aldık. Özellikle de bu Wagner konusunda Sayın Başkan’ın olumlu bir adım atacağını düşünüyorum. Böylece Libya’daki sürecin de aynen bu akşamki attığımız adıma benzer bir şekilde sonuçlanması ikimizin de önemli bir beklentisidir” dedi.

Libya meselesinde Amerikalılarla da görüştüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı, “Fakat tabi önümüzde şimdi bir de Libya meselesi var. Libya’da da yine bizim Amerika ile görüşmelerimiz var. Libya hakkında aynı şekilde Rusya ile de görüşmelerimiz var. Şimdi bugün tabi Rusya’dan Wagner konusunda olumlu bazı beyanlar aldık. Temenni ederiz ki bu hayata geçer. Eğer hayata geçerse o zaman Libya’da bizim işimiz de kolay olacak, Sarrac’ın işi de kolay olacak” ifadelerini kullandı.

“PUTİN’İ ÜLKEMİZE DAVET ETTİK”

Bugün Moskova ziyaretinde Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin ile ikili ilişkilerimizi ele aldık. Özellikle Suriye’de İdlib bölgesindeki gelişmeler gündemimizin öncelikli maddesini teşkil etti. Tabi onunla kalmadık, Libya’yı da görüşme imkânımız oldu. Rusya Federasyonu ile ekonomi, ticaret, sanayi, turizm, enerji alanlarında kapsamlı ve çok boyutlu ilişkilerimiz var. Bugün bu konuları ele alma imkanımızın yanında, bu yıl ülkemizde yapacağımız Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı için Sayın Putin’i ülkemize davet ettik.

“İDLİB’DEKİ MESELELER İKİLİ İLİŞKİLERİMİZİ OLUMSUZ ETKİLEMEMELİ”

Suriye konusunda daha önce de Sayın Putin’e söylediğim bir konuyu bugün de ele alma fırsatı bulduk. Suriye ve İdlib’deki gelişmeler ikili ilişkilerimizi olumsuz yönde etkilememelidir. Bu anlayışla bugün önemli bir adım attık ve ateşkes anlaşmasını yaptık. Buradaki üç madde önem arz ediyor. 6 Mart 2020 saat 00.01’den itibaren yürürlüğe giren ateşkesle ilgili arkadaşlarımız konunun sahada takibini de yapıyor. Ateşkes birkaç alanda önemli kazanımlar getiriyor.

1-) Ülkemizin sınırlarını rejim ve terör saldırılarına karşı daha korunaklı hale getiriyor.

2-) İdlib bölgesinde istikrar ve normalleşmeye zemin hazırlıyor.

3-) Orada bulunan askerlerimizin güvenliğini teminat altına alıyor.

4-) Sivillerin korunması için önemli bir adım teşkil ediyor.

“İDLİB’DE TEYAKKUZ HALİNDE KALMAYA DEVAM EDECEĞİZ” MESAJI

Bu örnekler çerçevesinde sahadaki gelişmeleri anbean takip etmeye devam edeceğiz. Başta şahsım olmak üzere mevkidaşım ile beraber, bunun yanında Dışişleri Bakanım, Milli Savunma Bakanım, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanım ile birlikte bu süreci takip edeceğiz. Ve zaman zaman, belki gün aşırı birbirimizi arayacağız ki bu ateşkes sürecini kontrol altında tutalım, herhangi bir zemin kayması olmasın. Amacımız Suriye’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararındaki siyasi süreci işletmek ve Suriye iç savaşını sona erdirmektir. Buraya gelirken amacımız ateşkes sağlamaktı. Hamdolsun bunu temin ettik. Tabi rejimin olası ihlal ve saldırılarına karşı da her an teyakkuz halinde olacağız. Bu konudaki kararlılığımızı son bir haftada rejime verdirdiğimiz zayiatlarda güçlü bir şekilde gösterdik.

LİBYA SÜRECİ DE ELE ALINDI

Sayın Putin ile İdlib ateşkesinin yanı sıra az önce de ifade ettiğim gibi Libya konusunu da ele aldık. Libya’da Hafter’in uzlaşmaz tutumu ortada. Hiçbir anlaşmaya uymadığı gibi savaşı da körüklüyor. Bunu Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İtalya gibi devletler de artık açıkça görüyor. Sayın Putin ile bu konuları ele aldık. Özellikle de bu Wagner konusunda Sayın Başkan’ın olumlu bir adım atacağını düşünüyorum. Böylece Libya’daki sürecin de aynen bu akşamki attığımız adıma benzer bir şekilde sonuçlanması ikimizin de önemli bir beklentisidir.

SORU-CEVAP KISMI

“ARAMIZA KARA KEDİLER GİRMİŞ OLABİLİR”

“Bizim Rusya ile ilişkilerimiz 5 yıldır gayet iyi gidiyordu. Siz de memnundunuz. Türkiye de bundan hem ekonomik hem siyasal anlamda avantaj elde etti. Ne oldu da bu Aralık ayından itibaren Putin birden tavır değiştirdi?”

Aslında çok da bir farklılaşma olmadı. Zaman zaman uluslararası ilişkilerde buna benzer gelişmeler, iniş çıkışlar olabiliyor. Rusya ile olan belki de bizim en son düşünebileceğimiz bir konu olabilir bu. Niye derseniz; bizim şu anda Rusya ile olan ikili ilişkilerimiz hiçbir şeye benzemez. Bir taraftan savunma sanayiinde attığımız adımlar, bir taraftan nükleer enerjide attığımız adımlar, bir taraftan Türk Akımı konusunda attığımız adımlar, bir diğer taraftan turizmde attığımız adımlar… Tabi bunların çok çok büyük önemi haiz. İkili ilişkilerimizin geldiği bu noktalarda bir de üçüncü ülkelerde beraber atabileceğimiz adımların planlamasını yaptığımız dönemi yaşıyoruz. Yani onun için de herhalde bir yerden şöyle kara kediler girmiş olabilir.

“İsrail olabilir mi?”

Yok. O kadar zayıf değil.

“KONTROL NOKTALARIMIZDA HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK SÖZ KONUSU DEĞİL”

“Kontrol noktalarımız var. Bunların durumu, akıbeti ne olacak?”

Malum, toplamda 12 gözlem noktası var. Tabi bu gözlem noktaları bizim için çok çok önemli. 12 gözlem noktasının dışında tabi aşağıda da gözlem önem ifade ediyor. Bu durumların hepsi de aynen şu andaki durum gibi korunacaktır. Şu anda herhangi bir değişiklik söz konusu değil.

“İDLİB KRİZİ BİTTİ Mİ?” SORUSUNA ÇARPICI CEVAP: KARARLILIĞIMIZI GÖSTERDİK

“Ateşkes çıktı görüşmeden. Fakat uzlaşma olsa bile bir mücadele ve müzakere içeren süreç başladığını görüyoruz. Bu kapsamda İdlib krizi tam olarak bitti diyebilir miyiz?”

Az önce bir ifade kullandım. Yani biz şu anda işi o kadar sağlama aldık ki her an Sayın Başkan’la irtibat halinde olacağım. Dışişleri Bakanımız aynı şekilde muhatabıyla, Milli Savunma Bakanımız muhatabıyla, Milli İstihbarat Başkanımız muhatabıyla sık sık görüşmek suretiyle bu ilişkiyi sürekli diri tutacağız. Bir yerde çatlak patlak olduğu anda hemen konuya müdahale edeceğiz. Tabi aramızda her şey yazı ile olmuyor, söz ile olanlar da var. Burada bu kararlılığımızı teyit ettik.

“PUTİN’E ESED İLE ARAMIZDAN ÇEKİL” MESAJI

“Sayın Putin ile yaptığınız telefon görüşmesinde ‘Esed ile aradan çekil, rejim ile bizi baş başa bırak’ dediğinizi söylemiştiniz. Bugünkü görüşmede bu söylem masaya yatırıldı mı, gündeme geldi mi? Geldiyse, tabi bu görüşmeden olumlu bir sonuç çıktı. Bu tavrınızın bir etkisi oldu mu?”

Tabi bu konu tatlıya bağlanınca böyle bir şeyi söylemenin de artık anlamı kalmadı.

S-400 VE PATRİOT MESELESİ

“Rusya geçmişte hassas konularda verdiği sözleri yerine getirmemiş, taahhütlerini tutmamıştı. Buna benzer bir durum Libya’dan Suriye’ye kadar olan coğrafyada yine Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye düşürecek mi? Böyle politikalar sürdürürse Rusya Federasyonu S-400 gibi kritik hayati projeler bundan etkilenir mi?”

S-400 şu anda artık bizim malımız. Bir taraftan S-400 ile ilgili eğitim çalışmaları vesaire bunlar devam ediyor. S-400’ü büyük oranda teslim almış vaziyetteyiz. Tamamı elimizde. Şu anda tamamı geldi. Nisandan itibaren de artık faal hale gelecek. Ama yine söyleyeyim, dün de söyledim yetkililerine; Amerikalılara “Eğer bize Patriot verirseniz biz sizden de Patriot alırız” dedik.

RUSYA ESED’İ NASIL DİZGİNLEYECEK?

“M4’ün altı 6-6 12 kilometre olmak üzere güvenli koridor olması konusunda Türkiye’nin beklentisi nedir? Biz uçuşa yasak bölgede istemiştik çünkü. Nasıl bir isteğiniz var bu konuda. İkincisi de M5 karayolundaki sorun nasıl çözülecek? Bir de sonuç itibarıyla Esed rejimine hiç güven olmadığı ortada. Rusya nasıl dizginleyecek? Bununla birlikte acaba görüşmeler boyunca Esed tarafıyla bir görüşmesi oldu mu?”

M4 karayolunun kuzeyinde 6 kilometre ve güneyinde 6 kilometre derinliğindeki alanda bir güvenli koridor tesis edilecek. Burada aynı zamanda kendileriyle devriye sistemini de çalıştırmaya başlayacağız. Bu zaten aynı zamanda Türkiye ve Rusya olarak bir dayanışmayı ortaya koyuyor. Rejim bu noktalarda zaten Rusya’dan gelecek herhangi bir talimata karşı çok fazla direnmez. Nitekim bugün mesela biz çalışmalarımızı bitirdik. Bir an önce de ateşkesle ilgili adım atılmış oldu ve 6 Mart 2020 saat 00.01 itibarıyla bu yürürlüğe girdi. Her şey oldu ki orada da imzalar atıldı. Savunma Bakanlarımız imzaları attı. Dışişleri Bakanlarımız da açıklamayı yaptı. Bundan sonra da ayrıca işin esas ve usulleri hakkında burada bir hafta kadar bazı çalışmalar yürütecekler.

MÜLTECİ MESELESİNDE AB’NİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNE SERT CEVAP

“Mültecilerle ilgili soru sormak istiyorum. Hem mutabakatta hem de basın toplantısında dile getirildi. Yalnız acil durum var sahada. Siz daha önce orada briket evlerden bahsetmiştiniz. İdlib’in kuzeyinde yüz binlerce mülteci kötü koşullarda. Bu konuda kriz olduğunda Avrupa Birliği’nden destek gelmişti. Aynı şekilde hem Resulayn ve Tel Abyad arasındaki bölgeye bir güvenli bölge inşa etmek için daha önce uluslararası camiaya çağrı yapmıştınız. Orada bir uluslararası donörler olması konusunda bir destek alınacak mı, orada acilen güvenli bölgede inşa çalışması yapılabilecek mi?”

Batı maalesef çok yüzlü. Yunanistan’a hemen anında 700 milyon avro söz verdiler; “350’sini hemen gönderelim, 350’sini de sonra gönderelim” dediler. Bırakın 700 milyon avroyu, Şansölye bize 25 milyon avrodan bahsetti ama ondan da maalesef henüz bir ses çıkmadı. Avrupa Birliği’nden gerek Konsey Başkanı Sayın Charles Michel olsun gerek Komisyon Başkanı Sayın Ursula von der Leyen olsun onlar da bazı sözler verdiler. Onlardan da bir netice çıkar mı çıkmaz mı bilmiyorum ama Sayın Bakanımızla da bazı görüşmeleri oldu. Gelse de gelmese de biz bu kadar seviye kaybına uğramış değiliz, Allah’ın izniyle bu işi hallederiz. Mesela basın mensuplarını o briket barakaların yapıldığı yere bir götürmek lazım. Oraları görmek lazım. 25-30 metrekarelik yapılar. İstiyoruz ki oralarda Suriyeli kardeşlerimiz daha iyi koşullarda yaşasın, yani biraz daha konforlu olsun. Duruma göre biz farklı ekip de ayarlar oradaki briket barakaları bir an önce bitirip o insanları oralara yerleştiririz.

İDLİB KRİZİNİN PATLAK VERMESİNİN ARDINDAN AMERİKA’DAN GELEN DESTEK MESAJLARINA CEVAP

“Bahar Kalkanı Harekatı ile birlikte Amerikan cenahında da bir hareketlenme oldu. Pompeo’nun sözde de olsa bir destek beyanı oldu. James Jeffrey geldi, Hatay sınırımızda boy gösterdi, birtakım söylemlerde bulundu. Acaba bu gelinen noktadan sonra hem Türk-Amerikan ilişkilerinde hem de Suriye meselesi bağlamında Birleşmiş Milletler’i harekete geçirme olabilir. Mesela olumlu yönde bir ivme bekliyor musunuz?”

Şimdi sözde güzel şeyler var ama uygulamada ne getirir ne götürür onu şu anda bilemiyorum. İşte dün akşam Büyükelçi ile beraber Birleşmiş Milletler Temsilcileri de bizdeydi. Onlarla da uzunca durum değerlendirmesi yaptık. Bu durum değerlendirmesinde de kendileri birçok destek vaadinde bulundular. Temennim odur ki bu destekler yerine gelir; tabi bu destekler Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde olabilecek veya atılabilecek adımlar olur. Bunun yanında bugünkü ateşkes olmayıp da süreç aynen devam etmiş olsaydı birçok silah mühimmat araç gereç vesaire destekleri olabilirdi. Ama şu an itibarıyla bize Amerika’dan gelmiş herhangi bir destek söz konusu değildir. Fakat tabi önümüzde şimdi bir de Libya meselesi var. Libya’da da yine bizim Amerika ile görüşmelerimiz var. Libya hakkında aynı şekilde Rusya ile de görüşmelerimiz var. Şimdi bugün tabi Rusya’dan Wagner konusunda olumlu bazı beyanlar aldık. Temenni ederiz ki bu hayata geçer. Eğer hayata geçerse o zaman Libya’da bizim işimiz de kolay olacak, Sarrac’ın işi de kolay olacak.

KAYNAK: HABER7
Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Türkiye vurdu, İran ne yapacağını şaşırdı! İsyan başladı…

TSK ve muhaliflerin vurduğu darbeler rejim ordusu ile İranlı milisleri dağıttı. İdlib ve Halep cephelerine gönderilmek istenen asker/milisler doğudaki toplanma bölgesi Deyrizor’da firar etmeye başladı. 3 bin 500’e yakın milis 27 Şubat’tan beri Türk SİHA’larınca peş peşe vurulunca cephe hattına gitmek istemeyen İran destekli milis grupları arasında arbede yaşandı.

 

 

MİNİBÜSLERLE TAŞIMAYA BAŞLADI

Yerel kaynaklar, İran’ın bölgeye göndermek istediği gruplar içindeki ‘kaçak’ sayısının onlarca olduğunu ifade ediyor. Tahran yönetimi, kaçmayı düşünmeyip cepheye gitmek isteyenleri ise farklı bir taktikle İdlib/Serakib’e yolluyor. Pek çok grup, askeri araçlarla intikal sırasında SİHA’larca bombalanınca Tahran bu kez milisleri minibüslerle taşımaya başladı. Son birkaç gün içerisinde 400 milisin bu şekilde İdlib’e sevk edildiği belirtiliyor.

 

 

İran şubat ayında da 400’den fazla yabancı teröristi Türkiye sınırına yollamıştı. Bu arada Suriye güneyinde yerel halkın ayaklanıp Esed’e karşı silahlı isyan başlattığı Dera’ya da rejim ve İran destek birlikler sevk etti. Lübnan Hizbullah’ı mensubu onlarca militanın şehre geldiği öğrenildi. Rejim ve destekçilerinin yeni bir katliama girişmesinden endişe ediliyor. 

184 MİLİS DAHA

İdlib’deki 4 milyon sivilin Rusya, İran ve Esed saldırılarından korunması amacıyla 27 Şubat’ta başlatılan Bahar Kalkanı Harekâtı sürüyor. Yoğun olarak silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) sürdürülen operasyonlarda son 24 saatte 184 rejim unsuru daha etkisiz hale getirildi. Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) açıkladığı bilançoya göre toplam sayı 3 bin 367’ye ulaştı. Karada muhalif gruplarca öldürülen milis sayısı da eklendiğinde, rejim kayıplarının 3 bin 500’ü aştığı sanılıyor. MSB ayrıca, bir gün içerisinde 4 tank, 5 top/ÇNRA, 3 tanksavar silahı, 8 askeri araç, 2 doçka yüklü pikap, 2 zırhlı muharebe aracının da imha edildiğini bildirdi. 

NOKTA ATIŞI 

Suriye’de rejimin en kanlı saldırılarını gerçekleştiren ‘Kaplan Tugayları’ Komutanı Süheyl Selman el-Hasan, Serakib bölgesine SİHA ile vuruldu. Yerel kaynaklar, Süheyl Hasan’ın, Serakib’in dış mahallelerinde bulunduğu sırada konumunun belirlendiği ve SİHA operasyonuyla bombalandığını bildiriyor. İddiaya göre ağır yaralanan Hasan, yoğun bakımda tedavi görüyor.

Rusya’nın özel önem verdiği isimlerden biri olan Hasan, son dönemde yüzlerce sivilin öldüğü, binlercesinin de yaralandığı ve göçe zorlandığı İdlib saldırılarını yöneten kişi olarak biliniyor. Esed milislerinin komutanı Hasan’a Kremlin yönetimince verilmiş çok sayıda ödül bulunuyor.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK
Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

İran destekli gruplar İdlib’e 400 terörist daha gönderdi

İdlib‘de Beşşar Esed rejimi saflarına 400 unsurluk takviye güç gönderen İran destekli yabancı teröristler, Türk silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) hedefi olmamak için minibüslerle intikal etti.

 

 

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, Türk Silahlı Kuvvetleri‘nin (TSK) İdlib’de ağır darbeler indirdiği Beşşar Esed rejiminin kara gücü konumundaki İran destekli gruplar, saflarını güçlendirmek ve kayıplarını telafi etmek için 400 civarında unsurunu önceki gün Irak üzerinden Suriye’nin Deyrizor iline getirdi.

Askeri eğitimlerini İran’da tamamlayan ve İran Devrim Muhafızları Ordusu‘nun emrindeki terörist unsurlar, dün Deyrizor‘dan İdlib’deki cephe hatlarına sevk edildi.

 

 

Kaynaklar, terörist unsurların Türk SİHA’larınca hedef alınmamak için İdlib’in güneyindeki Serakib hattına, askeri araçlar yerine minibüslerle gönderildiğini belirtti.

GEÇEN AY DA SEVKİYAT YAPILMIŞTI

İran destekli yabancı terörist gruplar geçen ay da Irak üzerinden getirdikleri 400’den fazla yabancı teröristi İdlib’e göndermişti.

İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nde rejim saflarında yüzlerce unsurunu kaybeden söz konusu gruplar, ölen mensuplarının cesetlerini Deyrizor üzerinden Irak’a taşıyor.

İRAN DESTEKLİ GRUPLARIN SURİYE’DEKİ VARLIĞI

İran destekli yabancı terörist gruplar, en yoğun şekilde Irak sınırındaki Deyrizor’da varlık gösteriyor.

İran, Irak, Lübnan, Afganistan ve Pakistan kökenli terörist grupları, İran Devrim Muhafızları mensupları komuta ediyor.

Halihazırda, İran Devrim Muhafızları, Kudüs Tugayı, Nüceba Hareketi, Bakir Tugayı, 104. Tugay ve 4. Fırka’ya bağlı Gays güçlerinden oluşan askeri unsurlar, İdlib ve Halep kırsalında rejim saflarında savaşıyor.

Yedi Gündem

Abone Ol