Kategoriler
Haberler

Bilim Kurulu üyesinden son dakika koronavirüs açıklaması: Baktık olmuyor, son çare…

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, yeni tip koronavirüsün hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Gençlerin hastalığı kolay atlatabildiğini ancak akciğerde kalıcı hasarlar bıraktığını belirten Kara, Covid-19 için vatandaşın kendi önlemini alması gerektiğini ve sosyal izolasyonun önemli olduğunu kaydetti. 

 

 

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara

“TÜRKİYE’NİN VİRÜSLE MÜCADELESİ DOĞRU VE YERİNDE”

 

 

Ateş Kara, katıldığı canlı yayında Türkiye’nin yeni tip koronavirüsle mücadelesinin doğru ve yerinde olduğunu söyledi. Dünyada bu hastalığı öteleyebilen ikinci bir ülke olmadığını belirten Kara, Singapur’dan örnek verdi ve radikal önlemlerle hastalığın üstünden gelindiğini söyledi. 

“SİNGAPUR ÖRNEK ÜLKE”

Singapur’un virüsle mücadelesini örnek gösteren Kara sözlerini şöyle sürdürdü; “Singapur güzel bir örnek. Vaka sayılarını erken gördüler, daha bilgiler bu kadar yokken gördüler. Çok başarılı oldular vaka sayısını da minumumda tutarak bunu atlattılar. Çin’i söylüyoruz fakat bugün ülkede görülen vakaların tamamı Çin’in dışından gelenler oluşturuyor. Yani yurtdışından gelenler yeni vaka.

“AKCİĞERLERDE KALICI HASAR OLABİLİR”

Bu hastalığı öyle veya böyle hafife almamamız lazım. Bu hastalık ağır bir hastalık. Bu hastalık ölümcül bir hastalık. Yani insanların kendilerini iyi hissetmeleri gerekebilir ama şunun altını bir kez daha çizelim. Bu hastalık gerçekten ağır gidiyor, evde kalmamız gerekiyor. Hastalıktan evet doğru büyük kesim iyileşiyor ama iyileşenlerin de akciğerlerinde hasar bırakıyor. Yani bir futbolcu bu hastalığı geçirdikten sonra hayatının kalan kısmında futbol oynayamama ihtimali çok yüksek.

SİNGAPUR NE YAPTI?

Öncelikle Singapur, bu hastalıktan ülkeme giriş oldu bununla temaslısı var ve siz evde oturacaksınız. Evden dışarı çıkmayacaksınız. Çıkarsanız yabancıysanız oturumunuzu iptal ederim bir daha ülkeye almam eğer vatandaşımsanız da vatandaşlığınızı iptal ederim. Bu kadar netti! Diyordu ki eğer siz iki kez evde oturun dediğimde uymuyorsanız birincisinde üç bin Singapur doları ikincisinde vatandaşlıktan çıkarma. Bu kadar radikal yaklaştı ve inanılmaz bir başarı elde etti. İtalya başlangıçta hastalığın hafif olduğunu düşündü bu kadar ağır gitmeyeceğini söyledi ve bugünkü geldiği duruma geldi.

“HASTALIĞI BU KADAR ÖTELEYEBİLEN ÜLKE YOK”

Türkiye bu süreci çok radikal biçimde karşıladı. Bakın dünyada Türkiye kadar bu hastalığı öteleyebilen bir ülke yok. Öncelikle onu görelim. Bazı şeyleri karşılaştırırken ülkelerin kendi özellikleriyle karıştırmamız lazım. Türkiye’de bu kadar büyük sorun yaratması Avrupa’nın büyük bir merkez olması ve kontrolünü iyi yapamaması.

Biz bugün itibariyle ne yapabiliriz? Bakın okulları çok erken kapattı. Bu kadar erken kapatan bir ülke yoktu. Daha ülkede açıkçası vaka sayısı 1 kez hatta bu bile tam değilken okul kapatma kararı aldı.

“BU HASTALIĞI 1 KİŞİ 5 KİŞİYE BULAŞTIRIYOR”

Bu hastalık normalde 1 kişi 5 kişiye bulaştırıyor. Biz bunu biliyoruz kabaca 4 ile 5 kişiye bulaştırıyor. Siz önlemlerinizi alırsanız mesela okul kapatmayı, işe gitmeyi, sosyal mesafeleri kapatmayı buları sağlayabiliyorsanız devlet olarak vereceğiniz kararlarla bu rakamı iki buçuğun altına indirebiliyorsunuz. Modellemeler bunu gösteriyor. Eğer evdeki izolasyonu çok sık uygularsanız ve başarılı olursanız bu rakam birlere kadar inebiliyor. Zaten bu rakamı yakalayabilirseniz bu hastalığın kendi kendine sönmesi demek. Türkiye şu anda böyle gidiyor.

“SON ÇARE SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI”

Baktık ki olmayacak bir basamak sonrasında gerçek anlamda sokağa çıkma yasağı olacak. Bunun diğer yüklerini konuşuyoruz tartışıyoruz ama Türkiye kararı o kararı almada diğer ülkelerden hızlı karar verebilir mi verebilir. Şu andaki rakamlara ve yayılıma bakarsak hala önlem alınabilecek dönemdeyiz. Sayılarımızda binleri göreceğiz belki 2 binleri göreceğiz ama nüfusun bu kadar iç içe olduğu, Avrupa’dan bu kadar yoğun geliş gidişlerin olduğu ülkede rakamların doğal olduğunu düşünmemiz lazım.”

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Türkiye’deki ilk vaka ile ilgili bilinmeyen detaylar!

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kara, Türkiye’de görülen ilk koronavirüs vakası, koronavirüsün bulaşma yolları ve virüse karşı alınması gereken tedbirler hakkında DHA’ya açıklama yaptı. Prof. Dr. Kara, Türkiye’de görülen virüs saptanan kişinin karantina altında olduğunu hatırlatarak, “Yurtdışından geldiğini biliyoruz. Yurtdışında virüsü aldığını biliyoruz. Geldikten sonra Türkiye içerisinde çok fazla temasının olmadığını ve o temasları da bizim ulaşıp, şu anda kontrol altına aldığımızı, izolasyon altına aldığımızı ve 14 gün kadar da karantinada tutacağımızı söyleyebiliriz” dedi.

‘1 METREDEN UZAK MESAFEDE DURMAK RİSK DEĞİL’

Prof. Dr. Kara, söz konusu kişi ile birlikte yakınlarının da gözlem altında olduğunu ifade ederek “Uçaktakiler veya diğerleri, onlar için açıkçası bir şey söylemem çok doğru değil, belki bunu Bakan Bey veya Sağlık Bakanlığı açıklayabilir. ‘Temas’ derken benim sizinle yan yana 1-2 saniye durmam, yanınızdan geçmem, bunlar temas olarak değerlendirilmemeli. 1 metreden yakın mesafede yaklaşık 10 dakika bulunmak, karşılıklı konuşmak ya da aynı ortam içerisinde, aynı kapalı alanda, aynı odada birkaç saat bulunmak bunlar temas. Aynı lokantada, aynı masada durmak risk değildir, aynı yerde 1 metreden daha uzak mesafede bulunmak, bunlar da açıkçası risk olarak değerlendirilmemelidir” diye konuştu.

‘ÇOK AZ KİŞİYLE TEMAS ETTİĞİ İÇİN ŞANSLIYIZ’

 

 

Prof. Dr. Kara, “Tedirgin olalım; ama panik olmayalım. Bu vaka yurtdışından virüs alarak geldi ve kendisi de bunu değerlendirdiği için, riskli olabileceğini bildiği için, çok az kişiyle temas edip, çok fazla dışarıya çıkmayan birisi, o bakımdan şansımız var. Erken dönemde yakalandı bu vaka, ateş ve öksürüğü olduğu dönemde yakalandı ve o sayede de çok az temaslısının olduğu bir dönemi yakaladık. Türkiye’de evet doğru, artık vakamız var; ama bu vaka ‘Türkiye’de virüs dolaşıyordur’a neden olmuyor. O nedenle de biz hala ülkemizde tüm önlemlerimize aynı sıklıkla devam edelim. Son 14 gün içerisinde yurtdışındaysanız lütfen evinizde kalmaya çalışın, lütfen çok az kişiyle temas edin, mümkünse dışarıya, toplu yaşam alanlarına çıkmayın. Eğer bu dönem içerisinde ateşiniz, öksürüğünüz, çok ciddi halsizliğiniz, yorgunluğunuz gelişirse de hemen bir maske takarak o şartlarda hemen en yakın sağlık kuruluşuna gidin ve sağlık kuruluşunda da ‘ben son 14 gün içerisinde şu ülkedeydim, şu anda da bu bulgularım var’ deyip, mümkün olduğu kadar diğer insanlardan uzakta kalıp sağlık personelinin size yardımcı olmasını bekleyin” ifadelerini kullandı.

‘SİGARA İÇİYORSANIZ RİSKİNİZ DAHA FAZLA’

Koronavirüs ile ilgili risk gruplarına da dikkat çeken Ateş Kara, “Virüsü alma yönünden herkes aynı riskte. Sigara içiyorsanız riskiniz daha fazla doğru; ama onun dışında virüsü alma yönünden herkes aynı riski taşıyor. O nedenle önlemleri herkesin alması lazım. Ama virüs aldıktan sonra hastalığın geçirilmesinde kimler daha ağır geçiriyor veya kimler hastaneye yatacak kadar ağır geçirebiliyor? İşte o grupta direkt olarak öne çıkan birincisi yaş. Yaşamın tecrübeli dönemi, 60-65 yaşın üstü. Artı tansiyon gibi, şeker hastalığı, kalp hastalığı ya da kronik akciğer hastalığı gibi altta başka bir hastalığı olanlar veya savunma sistemini zayıflatıcı ilaç kullananlar, bu kişilerde hastalığın daha ağır seyrettiğini biliyoruz. Onların da riskinin çok daha yüksek olduğunu biliyoruz” dedi.

‘ÇOCUKLARDA ÖLÜMCÜL DEĞİL’

Prof. Dr. Kara, hastalığın çocuklarda ve 50 yaşın altındaki kimselerde ölümcül olma riskinin çok düşük olduğunu kaydederek, “Çocuklarda hastalanma oranı çok düşük, yani 9 yaşın altındaki çocuklarda. Virüsü alabiliyorlar; ama bu virüsün hastalık tablosuna neden olması çok düşük, öldürmesi neredeyse hiç yok. Yani çocuklarda ölümcül değil. 9 yaşından neredeyse 50 yaşına kadarsa yine hastalığın ölümcül olma ihtimali çok ama çok düşük. O kadar ağır seyretmiyor, bin  kişiden 2 kişisinden daha azında probleme neden oluyor. Ama yaş yükselmeye başladığı anda, işte o zaman ölümcüllüğü bir miktar artıyor. Hastalığın ağır geçirilmesi bir miktar artıyor. O nedenle virüsü herkes alabilir; ama hastalığın ağır geçirilmesindeki en önemli faktör veya en önemli risk sigara içmek gibi, 60 yaşın üstü gibi, şeker hastalığı gibi beraberinde özellikle kalp hastalığı, akciğer hastalığının varlığı gibi nedenler ölümcül olmasını artırıyor” diye konuştu. 

‘TÜRKİYE’DE MASKE TAKMAYA GEREK YOK’

Prof. Dr. Kara, Türkiye’de şu anda maske takmaya gerek olmadığını ifade ederek, “Virüs içeride dolaşmıyor, o bakımdan siz bugün sokağa çıktığınızda, herhangi bir yere gittiğinizde virüsle karşılaşma ihtimaliniz çok düşük, hatta yok. Türkiye’de de bunu sadece yeni koronavirüs için konuşmayalım. Özellikle kış aylarında solunum yolları enfeksiyonları, nezleniz, hapşırığınız, öksürüğünüz var, ateşiniz var, hastasınız, kendinizi iyi hissetmiyorsunuz; ama mutlaka işe gitmek zorundasınız. İşte o zaman maske takarsanız bu çevrenize bir saygıdır. Mesela sizde hastalık hafif gider; ama çok yaşlı birisinde veya başka birisine bulaştırırsanız, diyelim ki markette, işte o zaman o kişi için bu hastalık ölümcül bile olabilir. O nedenle hastaların maske takması, hasta olduğunu hissedenlerin maske takması evet, o da ne zaman? Özellikle toplu yaşam alanlarına geçerken veya dışarıya çıkarken” ifadelerini kullandı.

‘HAVALARIN ISINMASI BULAŞMA ŞANSINI AZALTACAK’

Hava sıcaklığıyla virüsün yayılması arasındaki ilişkiye de işaret eden Kara, havanın ısınmasıyla birlikte virüsün bulaşma ihtimalinin azalacağını söyledi. Kara, şöyle konuştu:

“Tahminimiz ve umudumuz öyle. Koronavirüs ailesi, büyük bir aile, 500’den fazla virüs türü var ve bunların büyük kısmı güneş ışığından çok etkileniyor. Bu virüsün yapısal özelliklerine baktığımızda da açıkçası çok farklı değil, o nedenle de güneş ışığından, kuru sıcaktan etkilenmesini bekliyoruz. Ama nem ve ılık havada yaşamını devam ettirebiliyor. Nem; ama aşırı sıcakta virüs canlılığını devam ettiremiyor ve erken dönemde virüsün ölümüne neden oluyor. O bakımdan havaların ısınmasıyla bulaşma ihtimali azalacak. Artı insanlar daha çok dışarı çıkmaya başlayacaklar, siz kendi evinizi düşünün, camını açacaksınız, odanız daha taze havayla olacak, daha fazla dışarıda olacaksınız. Virüsün özelliklerinin yanı sıra insanlar da yan yana geldikleri mesafeyi biraz artırdıkları için, açık havaya çıktıkları için, evlerini, iş yerlerini, ortamlarını havalandırdıkları için virüsün bulaşma şansını azaltacak.”

‘NORMAL TEMİZLİK ALIŞKANLIKLARIMIZA DEVAM EDELİM’

Koronavirüse karşı alınması gereken tedbirlere de değinen Ateş Kara, aşırıya kaçılmadan normal temizlik alışkanlıklarına devam edilmesini önerdi. Kara “Normal temizlik alışkanlıklarımıza devam edelim, lütfen evimizin, iş yerimizin temizliğinde, okullarda da normal deterjanla temizlik yeterli. Ekstra dezenfektan kullanımı, ekstra etkili ürünlerin kullanımına şu anda gerek yok. Ama çocuklarımıza mutlaka el yıkama alışkanlığını kazandıralım. Öksürürken, hapşırırken elimizde eğer kağıt eldiven, kağıt mendil varsa onu kullanalım, yoksa mümkün olduğu kadar dirsek içini kullanalım, yani ellerimize değil. Çünkü ben elime hapşırdıktan sonra örneğin kameraman arkadaşımla tokalaştım, o da ister istemez, farkında olarak veya olmayarak elini burnuna, ağzına götürdüğü için bu virüsü alabilir. İşte buna fırsat vermemek için de el yıkamaya çok dikkat edelim. Mümkün olduğu kadar su ve sabunla ellerimizi yıkayalım” dedi.

 

 

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

İlk koronavirüs vakası sonrası Türkiye’yi rahatlatacak açıklama!

“ONLARDAN BAŞKASINA BULAŞMASINI BEKLEMİYORUZ”

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara’nın açıklamaları şöyle;

Vakanın erken tespit edilmesi önemliydi. 14 gün boyunca gözlem altında tutulması önemli. Son 14 gün içerisinde yurt dışından gelip evde kaldıysa sadece evdekilerle temas etmiştir. O ev halkı da şuanda karantina altında. Bu izalasyonu kontrol altına alamazsak o zaman vaka sayısının artışı meydana gelebilir. Özellikle şöyle söyleyelim. Kimler risk altında derken dikkat ederseniz tüm dünyada olduğu gibi tüm toplum risk altında diye değerlendirmek gerekir. Biz ilk tespit ettiğimiz vakamızı ve onun hastalığı bulaştırmış olabileceği kişileri de kontrol altında tutabilirsek bu bizim için hastalığın yayılmasını önlemekte çok başarılı olacak. 20 saniye boyunca ellerin yıkanması yeterlidir. Çocuklar içinse ellerin tüm yüzeylerini temizleyecek bir şekilde anlatırsak bu bizim açımızdan en büyük başarılardan birisi olur. Bizde 1 vaka var ve onun tüm temas ettiği kişiler kontrol altında tutuluyor. 14 gün boyunca izolasyon altında tutulacağı için onlardan başkasına bulaşmasını beklemiyoruz. Zorunlu olmadıkça yurt dışına çıkılmaması hastalığın ülkemize gelmemesi için önleyicidir.

“HEMEN PANİKLE YAKLAŞILMAMALI”

Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz konuşmaları şöyle;

Bütün komşularda görülmesi riskin yükselmesi demekti. İzlenmesi gerekir. Bir vakaya hemen panikle yaklaşılmamalı. Tek tük vakalar şuanda bir şey ifade etmeyebilir. Önemli olan bu vakaların artmaması. Artarsa ciddi bir tehlikeye dönebilir. Yaşlıların sokağa çıktıklarında kapalı yerlerde kalmamasını öneriyorum. Kişisel hijyene dikkat edilmesi gerek. Tokalaşmaya dikkat etmek gerek. Evde başka bir hastalığı olan insanların da sokağa çıktıklarında kapalı ortamlarda bulunmaması gerekiyor. Risk grubu daha önceden bir hastalığı olanlar ve 60 yaşını geçmiş olanlar risk grubunda bulunuyor. Bir de bağışıklıklarını düşürecek bir işlem yapmamaları gerekiyor. İşverenlere de iş düşüyor. Ciddi hastalığı olan insanların birkaç günde evde dinlendirilmesini doğru buluyorum. Sıkıntısı olan insanların tıbbi destek için başvuru yapması gerekiyor. Şuanda ülkemizde vaka görüldüğü için dışarıda ne kadar virüs var, kaç kişi enfekte bilmiyoruz. Erken müdahale ve erken tıbbi destek vermek gerekiyor. Gribe çok benziyor bu nedenle kişisel bir tanı mümkün değil. Ateş, öksürük ve solunum sıkıntısı koronavirüsün belirtileridir. İstanbul açısından bakarsak olaya kalabalık bir ilimiz. Virüsün sirküle olma olasılığı yüksek. Bir riskten bahsediyoruz. Tabi bu riskin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmiyoruz. 

Yedi Gündem

Abone Ol