Kategoriler
Haberler

AA duyurdu! İdlib’de operasyon başlattılar: Şiddetli çatışmalar

Astana anlaşmaları ve Soçi mutabakatını hiçe sayarak İdlib’in güneyinde ilerleyen Beşşar Esed rejimi güçlerine karşı, ılımlı muhalifler operasyon başlattı.

 

MUHALİFLER KRİTİK KÖYE GİRDİ

 

Anadolu Ajansı’nda (AA) yer alan son dakika haberine göre; muhalifler, rejim güçlerinin İdlib’in güneyinde ele geçirdiği yerleşimleri geri almak için başlattıkları operasyonda, Serakib ilçesinin kuzeybatısında yer alan Neyrab köyüne girdi. Köyün büyük oranda kontrol altına alındığı kaydedildi.

ŞİDDETLİ ÇATIŞMALAR YAŞANIYOR

Şiddetli çatışmalar yaşanırken, rejim hedefleri topçu atışlarıyla vuruluyor.

REJİME DARBE

Rejime ait bir tank ve bir de zırhlı personal taşıyıcıyı imha ederken, bir tank da ele geçirildi.

NEYRAB’IN ÖNEMİ

Neyrab, 3 Şubat’ta rejim güçlerinin eline geçmişti. Serakib ilçesi, Şam ile Halep’i birbirine bağlayan M5 karayolu ile İdlib-Lazkiye-Halep bağlantısını sağlayan M4 karayolunun birleştiği stratejik bir noktada yer alıyor.

ANLAŞMALARA UYMADILAR

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib, neredeyse iç savaşın başından bu yana muhaliflerin ve rejim karşıtı silahlı grupların kalesi niteliğinde bulunuyor. İç göçle nüfusu 4 milyona ulaşan İdlib’in merkezi 2015’te muhaliflerin kontrolüne geçti. İdlib rejimin en yoğun hedef aldığı bölgelerin başında geliyor. Türkiye, Rusya ve İran’ın katıldığı, 4-5 Mayıs 2017’deki Astana toplantısında, İdlib ve komşu illerin (Lazkiye, Hama ve Halep vilayetleri) bazı bölgeleri, Humus ilinin kuzeyi, başkent Şam’daki Doğu Guta ile ülkenin güney bölgeleri (Dera ve Kuneytra vilayetleri) olmak üzere 4 “gerginliği azaltma bölgesi” oluşturuldu. Ancak rejim ve İran destekli teröristler, ateşkes ilanıyla durumun muhafaza edilmesinin kararlaştırıldığı 4 bölgeden 3’ünü Rusya’nın hava desteği sayesinde ele geçirdi ve İdlib’e yoğunlaştı. Rejim güçlerinin Eylül 2018’de askeri yığınağına hız vermesi üzerine, Türkiye ve Rusya, 17 Eylül 2018’de ateşkesi güçlendirmek için Soçi’de ek mutabakata vardı. Saldırılarına kısa bir süre ara verdikten sonra yeniden başlayan rejim güçleri, Mayıs 2019’da bölgeyi tümüyle ele geçirmek için kara operasyonu düzenledi.

TÜRKİYE SINIRINA GÖÇ AKINI: SAYI 2 MİLYONA DAYANDI

17 Eylül 2018’deki Soçi mutabakatından bu yana rejim ve destekçilerinin İdlib’e saldırılarında 1800’den fazla sivil can verdi. Ocak 2019’dan bu yana göç edenlerin sayısı 1 milyon 942 bini buldu.

KAYNAK: AA
Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

MHP lideri Bahçeli’nin sert sözleri Moskova’yı çıldırttı! Rusya’dan cevap

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Salı günü meclis grubunda yaptığı konuşmaya yanıt verildi. “Devlet Bahçeli, Türk askerlerinin ölümünden Rusya ve Suriye hükümetini sorumlu tuttu ve ülkesinin yönetimini Türk-Rus ilişkilerini radikal bir şekilde değiştirme çağrısı yaptı” denilen açıklamada, “Suriye’nin kuzeybatısında gergin durum içerisinde, herkesin itidalli olması gerektiğine, dahası Suriye konusunda ülkelerimiz arasında yapıcı diyaloğa katkı sağlamayacak provokatif yorumlardan kaçınması gerektiğine inanıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

 

“BU SÖZLERİ KABUL EDİLEMEZ BULUYORUZ”

 

Rus Dışişleri’nin açıklamasında, “Trajik olayları iç politik tartışmalarda puan kazanmak için kullanmayı kabul edilemez buluyoruz” ifadelerine yer verildi.

“TÜRKİYE İLE TEMAS HALİNDEYİZ”

Açıklamada, “Ankara’daki yetkililerle Astana formatı çerçevesinde yakın temas içinde bulunuyoruz. İdlib’deki durumu istikrara kavuşturmak için Soçi mutabakatının kapsamlı bir şekilde uygulanmasını savunuyoruz” ifadeleri kullanıldı.

BAHÇELİ NE DEMİŞTİ?

Bahçeli Salı günü yaptığı açıklamada, “Zalimler kana doymamış ve bir kez daha evlatlarımıza kastetmiştir. Artık buna tahammül edecek sabrımız kalmamıştır. Türk milletinin sabrını sınamaya çalışanlar tarihin her döneminde ağır bedeller ödemiştir. Esed katildir, gayri meşrudur. Husumetin kaynağı Esed’dir. Rusya iyi niyetli değildir. Hükümetin Rusya ile ilişkileri gözden geçirmesi samimi dileğimizdir. Şehitlerimizin vebali Rusya’nın omuzlarındadır. Şam’a girmeyi şimdiden planlamalı. Yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun zalim Esed. Esed’in defterini dürmek varken temas önerisinde olanlar cinayete ve ihanete ortaktır” demişti.

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

MHP lideri Bahçeli’nin sert sözleri Moskova’yı çıldırttı! Rusya’dan cevap

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Salı günü meclis grubunda yaptığı konuşmaya yanıt verildi. “Devlet Bahçeli, Türk askerlerinin ölümünden Rusya ve Suriye hükümetini sorumlu tuttu ve ülkesinin yönetimini Türk-Rus ilişkilerini radikal bir şekilde değiştirme çağrısı yaptı” denilen açıklamada, “Suriye’nin kuzeybatısında gergin durum içerisinde, herkesin itidalli olması gerektiğine, dahası Suriye konusunda ülkelerimiz arasında yapıcı diyaloğa katkı sağlamayacak provokatif yorumlardan kaçınması gerektiğine inanıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

 

“BU SÖZLERİ KABUL EDİLEMEZ BULUYORUZ”

 

Rus Dışişleri’nin açıklamasında, “Trajik olayları iç politik tartışmalarda puan kazanmak için kullanmayı kabul edilemez buluyoruz” ifadelerine yer verildi.

“TÜRKİYE İLE TEMAS HALİNDEYİZ”

Açıklamada, “Ankara’daki yetkililerle Astana formatı çerçevesinde yakın temas içinde bulunuyoruz. İdlib’deki durumu istikrara kavuşturmak için Soçi mutabakatının kapsamlı bir şekilde uygulanmasını savunuyoruz” ifadeleri kullanıldı.

BAHÇELİ NE DEMİŞTİ?

Bahçeli Salı günü yaptığı açıklamada, “Zalimler kana doymamış ve bir kez daha evlatlarımıza kastetmiştir. Artık buna tahammül edecek sabrımız kalmamıştır. Türk milletinin sabrını sınamaya çalışanlar tarihin her döneminde ağır bedeller ödemiştir. Esed katildir, gayri meşrudur. Husumetin kaynağı Esed’dir. Rusya iyi niyetli değildir. Hükümetin Rusya ile ilişkileri gözden geçirmesi samimi dileğimizdir. Şehitlerimizin vebali Rusya’nın omuzlarındadır. Şam’a girmeyi şimdiden planlamalı. Yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun zalim Esed. Esed’in defterini dürmek varken temas önerisinde olanlar cinayete ve ihanete ortaktır” demişti.

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Bahçeli’nin sert sözleri Moskova’yı fena kızdırdı! Rusya’dan cevap

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Salı günü meclis grubunda yaptığı konuşmaya yanıt verildi. “Devlet Bahçeli, Türk askerlerinin ölümünden Rusya ve Suriye hükümetini sorumlu tuttu ve ülkesinin yönetimini Türk-Rus ilişkilerini radikal bir şekilde değiştirme çağrısı yaptı” denilen açıklamada, “Suriye’nin kuzeybatısında gergin durum içerisinde, herkesin itidalli olması gerektiğine, dahası Suriye konusunda ülkelerimiz arasında yapıcı diyaloğa katkı sağlamayacak provokatif yorumlardan kaçınması gerektiğine inanıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

 

“BU SÖZLERİ KABUL EDİLEMEZ BULUYORUZ”

 

Rus Dışişleri’nin açıklamasında, “Trajik olayları iç politik tartışmalarda puan kazanmak için kullanmayı kabul edilemez buluyoruz” ifadelerine yer verildi.

“TÜRKİYE İLE TEMAS HALİNDEYİZ”

Açıklamada, “Ankara’daki yetkililerle Astana formatı çerçevesinde yakın temas içinde bulunuyoruz. İdlib’deki durumu istikrara kavuşturmak için Soçi mutabakatının kapsamlı bir şekilde uygulanmasını savunuyoruz” ifadeleri kullanıldı.

BAHÇELİ NE DEMİŞTİ?

Bahçeli Salı günü yaptığı açıklamada, “Zalimler kana doymamış ve bir kez daha evlatlarımıza kastetmiştir. Artık buna tahammül edecek sabrımız kalmamıştır. Türk milletinin sabrını sınamaya çalışanlar tarihin her döneminde ağır bedeller ödemiştir. Esed katildir, gayri meşrudur. Husumetin kaynağı Esed’dir. Rusya iyi niyetli değildir. Hükümetin Rusya ile ilişkileri gözden geçirmesi samimi dileğimizdir. Şehitlerimizin vebali Rusya’nın omuzlarındadır. Şam’a girmeyi şimdiden planlamalı. Yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun zalim Esed. Esed’in defterini dürmek varken temas önerisinde olanlar cinayete ve ihanete ortaktır” demişti.

KAYNAK: HABERTÜRK
Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Son Dakika: Bahçeli’nin sert sözleri Moskova’yı kızdırdı! Rusya’dan cevap

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan son dakika açıklamasında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Salı günü meclis grubunda yaptığı konuşmaya yanıt verildi. “Devlet Bahçeli, Türk askerlerinin ölümünden Rusya ve Suriye hükümetini sorumlu tuttu ve ülkesinin yönetimini Türk-Rus ilişkilerini radikal bir şekilde değiştirme çağrısı yaptı” denilen açıklamada, “Suriye’nin kuzeybatısında gergin durum içerisinde, herkesin itidalli olması gerektiğine, dahası Suriye konusunda ülkelerimiz arasında yapıcı diyaloğa katkı sağlamayacak provokatif yorumlardan kaçınması gerektiğine inanıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

“BU SÖZLERİ KABUL EDİLEMEZ BULUYORUZ”

Rus Dışişleri’nin açıklamasında, “Trajik olayları iç politik tartışmalarda puan kazanmak için kullanmayı kabul edilemez buluyoruz” ifadelerine yer verildi.

“TÜRKİYE İLE TEMAS HALİNDEYİZ”

Açıklamada, “Ankara’daki yetkililerle Astana formatı çerçevesinde yakın temas içinde bulunuyoruz. İdlib’deki durumu istikrara kavuşturmak için Soçi mutabakatının kapsamlı bir şekilde uygulanmasını savunuyoruz” ifadeleri kullanıldı.

BAHÇELİ NE DEMİŞTİ?

Bahçeli Salı günü yaptığı açıklamada, “Zalimler kana doymamış ve bir kez daha evlatlarımıza kastetmiştir. Artık buna tahammül edecek sabrımız kalmamıştır. Türk milletinin sabrını sınamaya çalışanlar tarihin her döneminde ağır bedeller ödemiştir. Esed katildir, gayri meşrudur. Husumetin kaynağı Esed’dir. Rusya iyi niyetli değildir. Hükümetin Rusya ile ilişkileri gözden geçirmesi samimi dileğimizdir. Şehitlerimizin vebali Rusya’nın omuzlarındadır. Şam’a girmeyi şimdiden planlamalı. Yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun zalim Esed. Esed’in defterini dürmek varken temas önerisinde olanlar cinayete ve ihanete ortaktır” demişti.

KAYNAK: HABERTÜRK
Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Gerginlik had safhaya çıktı! Bomba sözler: Rusya’ya yar etmezler

İşte Taha Dağlı’nın o yazısı;

 

İdlib’te 2017 Eylül’den bu yana kurulan bir masa vardı. Masa dağıldı.

Ruslar alelacele Suriye’deki savaş defterini kapatmak istiyorlar ama bu istekleri uğruna İdlib düğümünü çözebilecekleri en makul ortaklarını kaybetmek üzereler. Bu da İdlib’te Rusların arzu ettiği doğrultuda bir sonuç çıkamayacağına işaret.

 

İdlib’te Rusya var, İran var, onlara bağlı olan Esed rejimi var, Türkiye var, milyonlarca sivil var, terörist unsurlar var, bir de “İdlib’te ben de varım” diyen Amerika var.

Böyle bir düğümü çözmek kolay değildi.

2017’de Türkiye, Rusya, İran arasında bir masa kuruldu.

Bu sayede İdlib’teki katliamlar ertelenmiş oldu.

Şimdi Ruslar, “İdlib bizim, Türk askeri çıksın” diyor.

Evet Türk askeri İdlib’te ama kimse unutmasın, Türk askeri İdlib’e başına buyruk şekilde girmedi.

Bir anlaşma ve koordinasyon neticesinde girdi.

O mutabakatta İdlib çatışmasızlık bölgesi ilan edildi.

Fakat özellikle son 6 ayda İdlib’te siviller bombalandı.

Türkiye katliamı önlemeye çalışırken, bu kez Türk askerleri hedef alındı.

Hem de bir haftada iki kez.

Ve şehitlerimiz oldu.

Ruslar önce “biz yapmadık” havasındaydı.

Ama ikinci saldırı olunca artık “kim yaptı” diye sormaya bile lüzum kalmadı.

Türkiye, ilk saldırının ardından yaptığı misillemelerde 200’den fazla Esed rejimi üyesini öldürdü.

İkinci saldırının olduğu gün de 76 Esed milisi imha edildi.

Bu saatten sonra Türk askeri ve ona bağlı olan Suriye Milli Ordusunun İdlib’te karşısına kim çıkarsa hedef olacaktır, bu rejim milisleri de olabilir, İranlı militanlar da olabilir, Rus askeri-polisleri de.

Türkiye’nin amacı İdlib’te sivillerin korunması, onlar bombalanmamalı ki, hem büyük bir trajedi yaşanmasın hem de sınırımıza milyonluk göç akını olmasın.

Zaten Türk askeri bunun için İdlib’te.

Rusya neden böyle davranıyor, İdlib’teki masayı neden dağıtıyor?

Ruslar meselenin en kısa yoldan çözümünü arzu ediyorlar, o da İdlib’i ikinci bir Halep yapıp, insan yaşayamaz hale getirmek, Türk askerlerinin oradaki varlık sebebini ortadan kaldırmak, Lazkiye ve çevresindeki tasarruflarına yönelik tüm tehdit unsurlarını bertaraf etmek.

Belki bir de Türkiye’nin Libya ve Akdeniz’deki faaliyetleri de Rusya’yı İdlib konusunda Türk askerlerine yönelik saldırılara göz yummaya varana kadar agresifliğe itmiş olabilir.

Türkiye ile Rusya arasında bir çok başlıkta ortaklıklar var, bir çok başlıkta da görüş ayrılıkları.

Kazanımların olduğu ortaklıklar sürdürülmeli.

İdlib gibi görüş ayrılıklarının olduğu başlıklar ise ya güncellenmeli ya da artık bu konularda ısrarcı olunmamalı.

2017’ye dönecek olursak, Astana ve Soçi mutabakatları Türkiye açısından özellikle Fırat Kalkanı harekatı sonrası düzenlenen Zeytin Dalı operasyonu açısından bir kazanımdı.

Bu kazanımı koruyup, İdlib meselesine farklı bir çözüm bulma zamanı gelmiş görünüyor.

Ama İdlib problemini sadece Türkiye “nasıl çözeceğim” diye düşünmemeli.

Masa dağıldıysa, masanın karşı tarafında oturan Rusya da en az Türkiye kadar bu sorunun nasıl çözüleceğine kafa yormalı.

Rusları az çok tanıyoruz. Ortaklıkları iyi ama pazarlıkta illa ki “ben bir fazla isterim” diyorlar.

Maalesef Türkiye bu saatten sonra kimseye böyle bir eyvallahı gösteremez.

Ruslar bu politikalarından vazgeçmeyeceği sürece İdlib’te de istediklerini alamayacaklardır.

Çünkü İdlib, Türkiye’yi saf dışı bırakarak ya da Türkiye’yi karşılarına alarak, halledebilecekleri bir mesele değil.

Hatta Türkiye, Rusya için İdlib düğümünün çözümündeki en makul ortaktı.

Şu an kol kola yürüdükleri İranlılardan bile daha makul.

Yarın öbür gün İdlib’i komple ele geçirdiklerinde İranlılarla Rusların, Suriye’nin farklı şehirlerinde olduğu gibi çıkar çatışmasına girme olasılıkları çok yüksek.

Türkiye İdlib’ten dolayı Rusçu olmamıştı. İdlib masası dağılınca Rus karşıtı da olmayacaktır.

Amerikancı bir politikanın içerisine de girmeyecektir.

2016 sonrası oturtulan bir dış politika var, bağımsız, lokal-stratejik işbirliklerinin içerisinde olduğu bir politika.

İdlib başta olmak üzere Suriye genelinde bu politik yaklaşım devam edecektir.

Bir de işin ABD boyutu var.

ABD başından bu yana, dahil edilmediği Astana ya da Soçi süreçlerinin bir an önce bozulmasını, Rusların ya da İranlıların İdlib’teki tek taraflı inisiyatiflerinin kalıcı olmaması için uğraşıyor, bunun üzerine politikalar üretiyor.

Yani İdlib’e tek başına Ruslara yar etmeme siyaseti güdüyor.

Üstüne üstlük Rusların bu dayatması devam ederse, İdlib’teki göç akınları ve katliamlar neticesinde Avrupa da topa girmek zorunda kalacak, bu da Rusların çok arzu ettikleri bir durum olmayacak.

Bunların yanına Türkiye’nin sahadaki askeri varlığını, bünyesinde tuttuğu Suriyeli muhalifleri ve Ruslar için çok büyük baş ağrısı olan Bayırbucak gibi kritik bir bölgeyi de unutmamak gerek.

O nedenle Rusya, tavana doğru fırlayan bu tansiyonu bir noktada durdurma hamlesinde bulunacaktır. Sınırları zorlayıp, test edip, hem Türkiye’den hem de etraftan gelen tepkileri ölçerek, gerginliği bir noktaya çekecektir.

Rusya’nın Suriye’deki geçmiş tavırlarını göz önüne getirecek olursak, böyle bir adımı atacaklarını da söyleyebiliriz.

KAYNAK: HABER7
Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Gerginlik had safhada, bomba sözler: Rusya’ya yar etmezler

İşte Taha Dağlı’nın o yazısı;

 

İdlib’te 2017 Eylül’den bu yana kurulan bir masa vardı. Masa dağıldı.

Ruslar alelacele Suriye’deki savaş defterini kapatmak istiyorlar ama bu istekleri uğruna İdlib düğümünü çözebilecekleri en makul ortaklarını kaybetmek üzereler. Bu da İdlib’te Rusların arzu ettiği doğrultuda bir sonuç çıkamayacağına işaret.

 

İdlib’te Rusya var, İran var, onlara bağlı olan Esed rejimi var, Türkiye var, milyonlarca sivil var, terörist unsurlar var, bir de “İdlib’te ben de varım” diyen Amerika var.

Böyle bir düğümü çözmek kolay değildi.

2017’de Türkiye, Rusya, İran arasında bir masa kuruldu.

Bu sayede İdlib’teki katliamlar ertelenmiş oldu.

Şimdi Ruslar, “İdlib bizim, Türk askeri çıksın” diyor.

Evet Türk askeri İdlib’te ama kimse unutmasın, Türk askeri İdlib’e başına buyruk şekilde girmedi.

Bir anlaşma ve koordinasyon neticesinde girdi.

O mutabakatta İdlib çatışmasızlık bölgesi ilan edildi.

Fakat özellikle son 6 ayda İdlib’te siviller bombalandı.

Türkiye katliamı önlemeye çalışırken, bu kez Türk askerleri hedef alındı.

Hem de bir haftada iki kez.

Ve şehitlerimiz oldu.

Ruslar önce “biz yapmadık” havasındaydı.

Ama ikinci saldırı olunca artık “kim yaptı” diye sormaya bile lüzum kalmadı.

Türkiye, ilk saldırının ardından yaptığı misillemelerde 200’den fazla Esed rejimi üyesini öldürdü.

İkinci saldırının olduğu gün de 76 Esed milisi imha edildi.

Bu saatten sonra Türk askeri ve ona bağlı olan Suriye Milli Ordusunun İdlib’te karşısına kim çıkarsa hedef olacaktır, bu rejim milisleri de olabilir, İranlı militanlar da olabilir, Rus askeri-polisleri de.

Türkiye’nin amacı İdlib’te sivillerin korunması, onlar bombalanmamalı ki, hem büyük bir trajedi yaşanmasın hem de sınırımıza milyonluk göç akını olmasın.

Zaten Türk askeri bunun için İdlib’te.

Rusya neden böyle davranıyor, İdlib’teki masayı neden dağıtıyor?

Ruslar meselenin en kısa yoldan çözümünü arzu ediyorlar, o da İdlib’i ikinci bir Halep yapıp, insan yaşayamaz hale getirmek, Türk askerlerinin oradaki varlık sebebini ortadan kaldırmak, Lazkiye ve çevresindeki tasarruflarına yönelik tüm tehdit unsurlarını bertaraf etmek.

Belki bir de Türkiye’nin Libya ve Akdeniz’deki faaliyetleri de Rusya’yı İdlib konusunda Türk askerlerine yönelik saldırılara göz yummaya varana kadar agresifliğe itmiş olabilir.

Türkiye ile Rusya arasında bir çok başlıkta ortaklıklar var, bir çok başlıkta da görüş ayrılıkları.

Kazanımların olduğu ortaklıklar sürdürülmeli.

İdlib gibi görüş ayrılıklarının olduğu başlıklar ise ya güncellenmeli ya da artık bu konularda ısrarcı olunmamalı.

2017’ye dönecek olursak, Astana ve Soçi mutabakatları Türkiye açısından özellikle Fırat Kalkanı harekatı sonrası düzenlenen Zeytin Dalı operasyonu açısından bir kazanımdı.

Bu kazanımı koruyup, İdlib meselesine farklı bir çözüm bulma zamanı gelmiş görünüyor.

Ama İdlib problemini sadece Türkiye “nasıl çözeceğim” diye düşünmemeli.

Masa dağıldıysa, masanın karşı tarafında oturan Rusya da en az Türkiye kadar bu sorunun nasıl çözüleceğine kafa yormalı.

Rusları az çok tanıyoruz. Ortaklıkları iyi ama pazarlıkta illa ki “ben bir fazla isterim” diyorlar.

Maalesef Türkiye bu saatten sonra kimseye böyle bir eyvallahı gösteremez.

Ruslar bu politikalarından vazgeçmeyeceği sürece İdlib’te de istediklerini alamayacaklardır.

Çünkü İdlib, Türkiye’yi saf dışı bırakarak ya da Türkiye’yi karşılarına alarak, halledebilecekleri bir mesele değil.

Hatta Türkiye, Rusya için İdlib düğümünün çözümündeki en makul ortaktı.

Şu an kol kola yürüdükleri İranlılardan bile daha makul.

Yarın öbür gün İdlib’i komple ele geçirdiklerinde İranlılarla Rusların, Suriye’nin farklı şehirlerinde olduğu gibi çıkar çatışmasına girme olasılıkları çok yüksek.

Türkiye İdlib’ten dolayı Rusçu olmamıştı. İdlib masası dağılınca Rus karşıtı da olmayacaktır.

Amerikancı bir politikanın içerisine de girmeyecektir.

2016 sonrası oturtulan bir dış politika var, bağımsız, lokal-stratejik işbirliklerinin içerisinde olduğu bir politika.

İdlib başta olmak üzere Suriye genelinde bu politik yaklaşım devam edecektir.

Bir de işin ABD boyutu var.

ABD başından bu yana, dahil edilmediği Astana ya da Soçi süreçlerinin bir an önce bozulmasını, Rusların ya da İranlıların İdlib’teki tek taraflı inisiyatiflerinin kalıcı olmaması için uğraşıyor, bunun üzerine politikalar üretiyor.

Yani İdlib’e tek başına Ruslara yar etmeme siyaseti güdüyor.

Üstüne üstlük Rusların bu dayatması devam ederse, İdlib’teki göç akınları ve katliamlar neticesinde Avrupa da topa girmek zorunda kalacak, bu da Rusların çok arzu ettikleri bir durum olmayacak.

Bunların yanına Türkiye’nin sahadaki askeri varlığını, bünyesinde tuttuğu Suriyeli muhalifleri ve Ruslar için çok büyük baş ağrısı olan Bayırbucak gibi kritik bir bölgeyi de unutmamak gerek.

O nedenle Rusya, tavana doğru fırlayan bu tansiyonu bir noktada durdurma hamlesinde bulunacaktır. Sınırları zorlayıp, test edip, hem Türkiye’den hem de etraftan gelen tepkileri ölçerek, gerginliği bir noktaya çekecektir.

Rusya’nın Suriye’deki geçmiş tavırlarını göz önüne getirecek olursak, böyle bir adımı atacaklarını da söyleyebiliriz.

KAYNAK: HABER7
Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Zülfü Livaneli’den akıllara zarar Suriye çıkışı! Skandal sözlerine Atatürk’ü de alet etti…

Türkiye İdlib’de 12 gözlem noktası ile çatışmasızlık bölgesinde varlık gösteriyor.

 

 

Türk askerinin bu noktalarda bulunmasının sebebi ise Astana ve Soçi’de Rusya ve İran ile birlikte imzalanan anlaşma.

Bu gözlem noktalarının karşısında ise Rusya’nın gözlem noktaları bulunuyordu. Ancak İdlib’in güneyinde kontrolü sağlayan Suriye uzun süredik İdlib’e yöneldi. Rusya’nın hava desteği ile ilerleyen rejim ordusu sivil ya da silahlı unsur ayırt etmeden yerleşim yerlerini vura vura ilerledi. 

 

 

Son on günde ise gözünü karartan rejim güçleri TSK unsurlarına yönelik 2 saldırı düzenledi. İlkinde 7’si asker 8 kişi, bugün ise 5 asker şehit olduğu 5 asker de yaralandı. 

TSK ise bu saldırıya meşru müdafa çerçevesinde misliyle cevap vererek 101 rejim unsurunu etkisiz hale getirdi. 

Ama TSK’nın bu müdahalesi Türkiye’de bazı kesimleri rahatsız etti. Eski milletveki, sanatçı Zülfi Livaneli de o rahatsız olan kesimler arasında. 

Zülfü Livaneli

Sosyal medya hesabından CHP’ye seslenen Livaneli, “Suriye’ye müdahale Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerine aykırıdır. CHP bu ilkelere sadık kalmalıdır.” uyarısında bulundu. 

Bu mesajdan bir saat sonra da gelen tepkiler üzerine hedefini biraz daha daraltıp şu mesajı paylaştı:

“Büyük acılar sonunda Suriye’den çekilmeyi başaran ve yeni devletin temel kuralı olarak Ortadoğu’ya karışmamayı vazeden Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, bugün Suriye’de radikal dincileri korumak için şehit verdiğimizi görseler ne hissederlerdi?” 

Ancak Livaneli’nin bu mesajı da tepkilerin artarak devam etmesine engel olamadı. 

İşte Zülfü Livaneli’ye mesajları sonrası sosyal medyada gösterilen tepkilerden bazıları.

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Son Dakika: Suriye’de önemli gelişme: Türkiye yolu kapatıp eski havalimanını üsse çevirdi

Son Dakika Haberi: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türk askerinin kanının aktığı bir yerde hiçbir şey aynı şekilde devam edemez. Askerlerimize yapılan saldırı Türkiye açısından Suriye’de yeni bir dönemin miladıdır” sözleri Suriye’de sahaya yansıdı. Astana’da imzalanan “gerginliği azaltma bölgesi” anlaşmasını hiçe sayarak 2,5 yılda 2 binden fazla yerleşim bölgesini ele geçiren, 60 bin kilometreden fazla alanı da kendi bölgesine katan Esed rejimine garantör Türkiye “dur” diyor. İdlib’de Rusya-İran destekli rejim unsurlarıyla Türkiye arasındaki çatışmalar şiddetlendi. Serakib’deki Trenbe gözlem noktasında 7 Türk askeri ve 1 teknik personelin şehit edilmesinin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri ve muhalifler, sahadaki askeri gücünü özellikle dünden itibaren hissettirmeye başladı.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri, Maar’ed Numan güneyindeki Ma’ar Hitat’ta bulunan gözlem noktası çevresinde Han Şeyhun’a giden karayolunu ulaşıma kapattı.

 

NAMLULAR ATEŞLENDİ

Çatışmalarda ağırlık noktası Serakib kasabası oldu. Önceki gece ağır Rus bombardımanı ile birkaç küçük yerleşim yerini ele geçiren rejim, bölgede yeni kurulan 4 adet Türk gözlem noktasını kuşatarak Mehmetçiği tahliyeye zorladı. Ancak geri adım atmayan TSK, rejimin tacizlerine çok sayıda gözlem noktasından karşılık verdi. İdlib ve Halep kırsalı ile Tel Rıfat’ta hareketli/mobil durumdaki tüm rejim unsurları top atışlarıyla sabaha kadar ateş altına alındı. Serakib’in kuzeydoğusundaki El Duveyr’de rejim tankları top atışlarıyla imha edildi; yerel kaynaklar sadece burada en az 15 rejim askerinin öldüğünü söylüyor. Tel Rıfat’ta da rejimin toplanma alanı ve operasyon odası imha edildi, çok sayıda ölü ve yaralı olduğu belirtiliyor. El Neyrab köyünde saldırı hazırlığı yapan onlarca İranlı ve Lübnanlı Hizbullah milisi bulundukları yerde vuruldu.

Mehmetçik Maar’ed Numan güneyindeki Ma’ar Hitat üssü çevresinde Han Şeyhun’a giden yolu ulaşıma kapattı.

BİR AYDA 500 ÖLÜ

TSK ve muhaliflerin hamleleri sonucu ağır darbeler alan rejim, günlerdir yaşadığı yoğun kayıpları artık gizleyemez oldu. Yerel kaynaklar son 24 saat içerisinde onlarca rejim askeri ve İran destekli milisin öldürüldüğünü ifade ediyor. Rejim, kayıplarını kabul ediyor ancak sayı vermiyor. Şam’a yakın kaynaklarda Halep ve İdlib’de ölenler arasında Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Usame Mahmud İbrahim, Komutan Basil Hasan Yunus gibi isimlerin de olduğu belirtiliyor. Muhalif kaynaklar, İran ve Esed güçlerinin son bir ayda en az 500 kayıp verdiğini ifade ediyor.

ESKİ HAVAALANI ÜSSE ÇEVRİLDİ

Cephe hattında çatışmalar devam ederken Türk Silahlı Kuvvetleri’nden stratejik bir adım daha geldi. İdlib’in 17 kilometre kuzeydoğusundaki Taftenaz’da bulunan eski askeri havalimanı TSK üssüne dönüştürüldü. İdlib’in kuzeyindeki Keferlusin sınırından Suriye’ye giren çok sayıda tank, top ve zırhlı araç bu üste konuşlandırıldı. Komando ve özel kuvvet ekipleri de üste görev almaya başladı. Bir tugay büyüklüğündeki bu üssün tahkim edilişinden ürken rejim, dün öğle saatlerinde buraya saldırı düzenledi. TSK unsurları, saldırının geldiği Mardih köyündeki rejim topçularını imha etti.

TSK helikopter üssünü vurdu, Esad’ın varilleri havaya uçtu! ‘İdlib’in kapısı’ düştü

SERAKİB DÜŞTÜ

Öte yandan “İdlib’e açılan kapı” olarak da bilinen Serakib’in düştüğü belirtildi. Anadolu Ajansı’nın (AA) geçtiği haberde, Rusya’nın desteğini arkasına alan Esed güçlerinin, Astana anlaşmaları ve Soçi mutabakatını hiçe sayarak, Serakib’i aldı.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK GAZETESİ
Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Son Dakika: Suriye’de önemli gelişme: Türkiye yolu kapattı, eski havalimanını üsse çevirdi

Son Dakika Haberi: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türk askerinin kanının aktığı bir yerde hiçbir şey aynı şekilde devam edemez. Askerlerimize yapılan saldırı Türkiye açısından Suriye’de yeni bir dönemin miladıdır” sözleri Suriye’de sahaya yansıdı. Astana’da imzalanan “gerginliği azaltma bölgesi” anlaşmasını hiçe sayarak 2,5 yılda 2 binden fazla yerleşim bölgesini ele geçiren, 60 bin kilometreden fazla alanı da kendi bölgesine katan Esed rejimine garantör Türkiye “dur” diyor. İdlib’de Rusya-İran destekli rejim unsurlarıyla Türkiye arasındaki çatışmalar şiddetlendi. Serakib’deki Trenbe gözlem noktasında 7 Türk askeri ve 1 teknik personelin şehit edilmesinin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri ve muhalifler, sahadaki askeri gücünü özellikle dünden itibaren hissettirmeye başladı.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri, Maar’ed Numan güneyindeki Ma’ar Hitat’ta bulunan gözlem noktası çevresinde Han Şeyhun’a giden karayolunu ulaşıma kapattı.

 

NAMLULAR ATEŞLENDİ

Çatışmalarda ağırlık noktası Serakib kasabası oldu. Önceki gece ağır Rus bombardımanı ile birkaç küçük yerleşim yerini ele geçiren rejim, bölgede yeni kurulan 4 adet Türk gözlem noktasını kuşatarak Mehmetçiği tahliyeye zorladı. Ancak geri adım atmayan TSK, rejimin tacizlerine çok sayıda gözlem noktasından karşılık verdi. İdlib ve Halep kırsalı ile Tel Rıfat’ta hareketli/mobil durumdaki tüm rejim unsurları top atışlarıyla sabaha kadar ateş altına alındı. Serakib’in kuzeydoğusundaki El Duveyr’de rejim tankları top atışlarıyla imha edildi; yerel kaynaklar sadece burada en az 15 rejim askerinin öldüğünü söylüyor. Tel Rıfat’ta da rejimin toplanma alanı ve operasyon odası imha edildi, çok sayıda ölü ve yaralı olduğu belirtiliyor. El Neyrab köyünde saldırı hazırlığı yapan onlarca İranlı ve Lübnanlı Hizbullah milisi bulundukları yerde vuruldu.

Mehmetçik Maar’ed Numan güneyindeki Ma’ar Hitat üssü çevresinde Han Şeyhun’a giden yolu ulaşıma kapattı.

BİR AYDA 500 ÖLÜ

TSK ve muhaliflerin hamleleri sonucu ağır darbeler alan rejim, günlerdir yaşadığı yoğun kayıpları artık gizleyemez oldu. Yerel kaynaklar son 24 saat içerisinde onlarca rejim askeri ve İran destekli milisin öldürüldüğünü ifade ediyor. Rejim, kayıplarını kabul ediyor ancak sayı vermiyor. Şam’a yakın kaynaklarda Halep ve İdlib’de ölenler arasında Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Usame Mahmud İbrahim, Komutan Basil Hasan Yunus gibi isimlerin de olduğu belirtiliyor. Muhalif kaynaklar, İran ve Esed güçlerinin son bir ayda en az 500 kayıp verdiğini ifade ediyor.

ESKİ HAVAALANI ÜSSE ÇEVRİLDİ

Cephe hattında çatışmalar devam ederken Türk Silahlı Kuvvetleri’nden stratejik bir adım daha geldi. İdlib’in 17 kilometre kuzeydoğusundaki Taftenaz’da bulunan eski askeri havalimanı TSK üssüne dönüştürüldü. İdlib’in kuzeyindeki Keferlusin sınırından Suriye’ye giren çok sayıda tank, top ve zırhlı araç bu üste konuşlandırıldı. Komando ve özel kuvvet ekipleri de üste görev almaya başladı. Bir tugay büyüklüğündeki bu üssün tahkim edilişinden ürken rejim, dün öğle saatlerinde buraya saldırı düzenledi. TSK unsurları, saldırının geldiği Mardih köyündeki rejim topçularını imha etti.

TSK helikopter üssünü vurdu, Esad’ın varilleri havaya uçtu! ‘İdlib’in kapısı’ düştü

SERAKİB DÜŞTÜ

Öte yandan “İdlib’e açılan kapı” olarak da bilinen Serakib’in düştüğü belirtildi. Anadolu Ajansı’nın (AA) geçtiği haberde, Rusya’nın desteğini arkasına alan Esed güçlerinin, Astana anlaşmaları ve Soçi mutabakatını hiçe sayarak, Serakib’i aldı.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK GAZETESİ
Yedi Gündem

Abone Ol