Kategoriler
Haberler

Masonlar mallarını CHP’ye devretti

Mason cemiyetleri adına Muhittin Osman tarafından 3 Kânunuevvel 1935’te İstanbul Valiliği’ne verilen beyanname ile faaliyetine son verildiği bildirilir. Yeraltına inen mason dernekleri, CHP Genel Başkanı mason İsmet İnönü tarafından 1945’de yeniden açılır. İçişleri Bakanı Halil Özyörük, 1951’de TBMM’de DP Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı’nın sorularına verdiği cevapta, Masonların mallarını kendi rızasıyla CHP’ye hibe ettiğini açıklar.

 

 

Halil Özyörük“Mason cemiyetinin ifşa edilen bazı sırlarına göre; Allah, din, mukaddesat tanımadığı gibi, millet içerisinde de çeşitli sınıf imtiyazları yarattığı anlaşılmaktadır” diyen Afyon Mebusu Gazi Yiğitbaşı sözlerini şöyle sürdürür: “Beynelmilelci, gizli, zararlı ve kökü dışarıda olduğundan dolayı evvelce Atatürk tarafından kapatılmış olan Masonluk cemiyetinin Halk Partisi Hükümetleri zamanında yeniden açılmasına izin edilmiştir.”

Yiğitbaşı, CHP’nin lâiklik ve batılılaşma perdesi altında İslam dini ile mücadele, millî ahlâk ve geleneği yok edici faaliyetleri için, MİT’in “Siyonizm’in maşası” olarak tarif ettiği yeraltı örgütü masonlarla işbirliği yaptığını ifşa ederken, DP Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan ve 14 arkadaşı ise 1951’de Mason Derneklerinin kapatılması için kanun teklifi verir. Teklif, masonların baskıları neticesinde TBMM’de reddedilir.

 

 

Türkiye Mason Derneği’nin 1956 yılına ait makbuz koçanı ile R.L.Humanitas Locası’nın 1972 yılındaki 10’uncu yıl kutlama davetiyesi, mason derneklerinin söylendiği gibi 1935’te kapatılmadığının ispatı.

Türkiye Mason Derneği’nin 1956 yılına ait makbuz koçanı ile R.L.Humanitas Locası’nın 1972 yılındaki 10’uncu yıl kutlama davetiyesi, mason derneklerinin söylendiği gibi 1935’te kapatılmadığının ispatı.

MİLLETVEKİLLERİNDE MASON OLMA YARIŞI

Dün, DP Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan ve 14 arkadaşının 1951’de Mason Derneklerinin kapatılması için kanun teklifi verdiğini aktarmıştık. TBMM’de süren mason mücadelesi bununla sınırlı kalmaz. DP Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı’nın TBMM’ye yaptığı yazılı müracaatı 13.2.1951’de kürsüden okunur:

“CHP’ye ait Ulus gazetesinin 26.1.1951 tarihli nüshasının 2’nci sayfa, 3’üncü sütununda birçok milletvekilinin Mason Cemiyetine kaydolmak için müracaat ettikleri hakkında bir haber neşredilmiştir. Bu haberde ‘Ticaret ve Ekonomi Bakanı Zühtü Velibeşe tarafından bu cemiyete girmeleri için milletvekillerine tavsiye edildiği, milletvekillerinden büyük bir kısmının cemiyete kabul edilmediği söylenmekte, Mason olması arzu edilenler daha ziyade ileride Bakan olması muhtemel bulunanlarla, büyük servet sahibi olanlardır’ denilmektedir. Bugüne kadar aradan 18 gün geçtiği halde gazetede adı geçen Ticaret ve Ekonomi Bakanı Zühtü Velibeşe’nin ise mezkûr haberi tekzip etmemiş olması da milletvekili arkadaşları, Türk Milleti nazarında hâlen Masonluk şaibesi altında bulundurmaktadır…”

GİZLİ, ZARARLI VE KÖKÜ DIŞARIDA

Gazi Yiğitbaşı, İçişleri Bakanı Halil Özyörük’ün cevaplamasını istediği soru önergesine şu şekilde devam eder:

“…Bu cemiyetin ifşa edilen bazı esrarlarına göre Allah, din, mukaddesat tanımadığı gibi, millet içerisinde de çeşitli sınıf imtiyazları yarattığı anlaşılmaktadır. Beynelmilelci, gizli, zararlı ve kökü dışarıda olduğundan dolayı evvelce Atatürk tarafından kapatılmış olan Masonluk cemiyetinin Halk Partisfi Hükümetleri zamanında yeniden açılmasına müsamaha edilmiştir.

Halk Partisinin lâiklik perdesi altında din yıkıcı, medeniyet ve garplılaşmak perdesi altında ise millî ahlâk ve ananatımızı yok edici istikamet takip edilmiş olması bulunduğuna göre, gizli ve zararlı tarikat mahiyetini taşıyan mason cemiyetine partimiz mensubu milletvekillerinin dâhil olmuş bulunduklarını göstermek, aynen Halk Partisinin olduğu gibi partimizin ve hükümetimizin de ileride

Türk Milleti tarafından tasfiyeye tâbi tutulması için kötü maksat takip etmiş bulunduğu sarahatle anlaşılan neşriyat sahibi hakkında Hükümetimizce cezaî ne gibi bir muamele yapılmıştır?”

Kapanmadı yeraltına çekildiler

İçişleri Bakanı Halil Özyörük, 30 Nisan 1951’de Yiğitbaşı’nın sorularını özetle şöyle cevaplıyor:

“Masonluk memleketimizde ilk defa 30 Haziran 1927 tarihinde ‘Tekâmülü Fikrî Cemiyeti’ unvanıyla İstanbul Vilâyetince tescili yapılmış ve bu tescil keyfiyeti 2000 numaralı ilmühaberle teyid edilmiştir. 16 Mayıs 1929 tarihinde bu unvanın ‘Türk Yükseltme Cemiyeti’ne tebdil edilerek bu isimle tekrar tescili yapılmış ve 3’üncü defa 11 Ocak 1933 tarihinde nizamnamesinde bazı tadiller yapılmak suretiyle ‘Türk Yükseltme Cemiyeti’ (Türkiye Büyük Maşrıkı) namıyla yeni bir tescil muamelesi ifa edilmiştir.

1935 senesine kadar faaliyetine devam eden, 3 Kânunuevvel 1935’te Muhittin Osman imzası ile İstanbul Valiliği’ne verilen bir beyanname ile faaliyetine son verildiği bildirilmiştir. Emniyeti Umumiye’de mevcut dosyasında bulunan malûmata göre, tatili faaliyet etmesini mütaakıp menkul ve gayrimenkul mallarını kendi rızasıyla Halk Partisine devri teslim ettiği görülüyor.

Ancak bu devir işinin umumi heyet kararına iktiran edip etmediği hakkında bir bilgi yoktur. Bilahare 5 Şubat 1948 tarihli, pullu ve dernek mühürünü taşıyan bir istidaname ile İstanbul Valiliği’ne müracaat olunarak, üyelerinin fikrî temayüllerine hürriyet, müsavat ve kardeşlik prensiplerinin Türkiye hudutları içinde gelişmesine çalışmak ve hayır işleri ile uğraşmak maksat ve gayesi ile ‘Türkiye Mason Derneği’ adı ile bir dernek kurulduğu, dernek merkezinin İstanbul olduğu, lüzum görülen yerlerde şubeler açabileceği, Galata Asikürasyoni Generali Hanı’ndaki 6 numaralı odada çalışacağı ve idare kuruluna seçilen âzanın isimlerini ihtiva eden listenin ve dernek tüzüğünün iki nüshasının birlikte tevdi edildiği beyan edilmiş ve bu istidaname altında Mecdi Ali Akasya, Cevdet Hamdi Balım, Cemil Hamdi Balım, Muhip Nihat Kuran, Hazım Atıf Kuyucak, Mustafa Hakkı Nalçacı ve Yahya Orhan Tahsin imzalarının konulmuş olduğu görülmüştür.

İliştirilen listede de; reis Mustafa Hakkı Nalçacı, reis vekili Yahya Orhan, umumi müfettiş Mecdi Ali Akasya, raportör Hazım Atıf Kuyucak, genel kâtip Muhip Nihat Kuran, muhasebeci Cevdet Hamdi Balım, üye Cemil Hamdi Balım isimlerinin yazılı olduğu anlaşılmıştır.

Derneğin, İzmir’de bir şubesinin anıldığı, İzmir Valiliği’nin 10.1.1949 gün ve Emniyet şube 3/248 sayılı yazısında ve Ankara’da 10 Ocak 1949’da bir şubesinin açıldığını da dosyasında bulunan kayıtta belirtilmiştir. Bundan başka 21.11.1950 günü, eski idarecilerinden Avukat Ali Galip Taş ve Doktor Hazım Tiner imzalarıyla İstanbul Valiliği’ne verilen bir beyannamede cemiyetin fevkalâde içtimaa çağırılacağı bildirilmiş ve 11.3.1950 günü yapılan toplantıda cemiyetin yeni idare üyeleri seçilerek isim listesi vilâyete verilmiş ve bu suretle cemiyetin faaliyete geçtiği tesbit olunmuştur.”

Görmedim duymadım bilmiyorum

Bir masondan başkasının yapamayacağı açıklamayı, zamanın İçişleri Bakanı Halil Özyörük şu sözlerle yapıyor: “Arz ettiğim bu bilgiler dışında kökünün dışarıda olduğu, gizli ve zararlı beynelmilelci bir cemiyet bulunduğu hakkında malûmat mevcut olmadığı gibi, Atatürk tarafından kapatıldığı hakkında bir kayıt yoktur. Yalnız evvelce arz ettiğim gibi üyelerinden birisi tarafından 1935 senesinde faaliyetinin tatil edildiğinden başka da bir bilgi bulunmamaktadır. Bazı bakanların mason oldukları ve başkalarını mason olmaya tahrik ve teşvik ettikleri hakkında bir bilgimiz de yoktur. Nerede olursa olsun bir Mason Cemiyetinin mutlaka ve behemehâl kökü hariçte olan bir merkeze bağlı olduğunu da bilmiyoruz. Memleketimizde bu cemiyetin durumunu arz ettim. Fazla bir bilgi ve hakikaten kanuna ve adaba uymayan bir faaliyeti varsa bunun açıkça ifade edilmesi icap eder. Biz bunu mücerret bir cemiyet olarak tanıyoruz.”

AMAÇLARI TÜRKiYE’Yi YOK ETMEK

Masonların 1967 yılında yeniden kapatılması için TBMM’ye yeni bir teklif verilir. Teklifin görüşmeleri sırasında Aydın Milletvekili Mehmet Reşat Özarda şunları kaydeder: “Beynelmilel Siyonizm’in, dünya hâkimiyetini sağlamak maksadıyla nasıl çeşitli isimler altında birtakım farmason locaları kurmakta olduğu ve 1965 senesi sonuna kadar yalnız Türkiye’de bu Siyonizm teşkilâtının çeşitli ve birbirine benzemeyen isimler altında kurduğu mason localarının adedi 42’ye ve kayıtlı üyesinin adedi de 4 bine varmışsa ve bunlar maksatlı bir şekilde Türk hâkimiyetini yok etmek için gayret sarfediyorlarsa…”

YENİŞAFAK

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Altın son zamanların en yüksek seviyesinde! Uzmanlar uyardı…

Başta koronavirüs salgını olmak üzere jeopolitik risklerin de etkisiyle yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak kabul edilen altına talep arttı. Risk algısı altının gram fiyatını 324 lira ile tüm zamanların en yüksek seviyesine taşırken, altının ons fiyatı da bin 637 dolar ile son 7 yılın zirvesine çıktı. Bu hafta yüzde 5,13’lük artışla en çok kazandıran yatırım araçlarından olan gram altın, aylık bazda yükselişini üçüncü aya taşıdı.

2019’da yüzde 34 getiri sağlayan gram altın, sene başından bu yana yüzde 11 değer kazandı. Gram altında kısmi kar realizasyonlarının gerçekleşebileceğini ifade eden analistler, uzun dönemde ise altında yukarı yönlü beklentilerinin devam ettiğini söylüyor. Analistler, yatırımcıları altına yönlendiren bir başka faktörün küresel çapta rekor düşük seviyelerde seyreden faiz getirileri olduğunu, getiri arayışının altını öne çıkan yatırım araçlarından biri haline getirdiğini belirtiyor.

300-305 BANDI TAKİP EDİLECEK

Analistler, teknik açıdan altın fiyatındaki olası geri çekilmelerde 300-305 lira bandının takip edileceğini, altının ons fiyatında ise bin 630 doların üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda bin 680 doların gündeme gelebileceğini, aksi takdirde bin 520 dolar seviyelerine geri çekilmeler görülebileceğini söyledi. Bundan sonraki süreçte, koronavirüs salgını ile ilgili haber akışının yanı sıra Çin başta olmak üzere küresel ekonomiye etkilerinin gündemin odağındaki yerini koruyacağını dile getiren analistler, bu anlamda makroekonomik verilerin fiyatlar üzerindeki etkisinin artabileceğini vurguladı.

PUSLU HAVA ALTINA YARADI

Konuyla ilgili Yeni Şafak’a değerlendirmelerde bulunan Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş, son 10 yılda yatırımcısına yüzde 430 kazandıran gram altının bu yılda yüzde 30 civarı getiri sağlayacağı tahmininde bulundu. Güvenli limanlara kaçan yatırımcıların küresel risk iştahının azalmasına neden olduğunu belirten Memiş, “2019’da küresel ekonomileri olumsuz etkileyen tüm nedenlerin 2020 yılına sarktığını gözlemliyoruz. Altın, puslu havaları sevdiğinden tüm olumsuz gelişmeler, altına olan talebi artırıyor. Çin’de başlayan ve yayılan koronavirüsü, Brexit süreci, küresel ekonomilerde daralma, belirsizlikler ve jeopolitik riskler, altın fiyatlarındaki yükselişlerde etkili oldu” dedi.

SATIŞ İÇİN TAM SIRASI

Altın fiyatlarında her ne kadar kısa vade için sert düşüşler beklense de yıl içinde yükselişlerin süreceğini söyleyen Memiş, altın fiyatlarında asıl hedeflerin altının ons fiyatında bin 800 dolar, altının gram fiyatında 340 lira seviyeleri olduğunu öngördü. Memiş, “Yatırımcısı, kısa vade için öngördüğüm sert düşüşleri, son bir alım fırsatı olarak görmesi gerekiyor. Kısa vade için yükselişler, yerini kar satışlarına bırakabilir. Kısa vadede altın satmak için yükselişini bekleyen yatırımcısı, TL ihtiyacı varsa bu seviyelerden satabilir. Bu seviyeler yatırımcısına alış değil satış fırsatı sunuyor” dedi.

BU ORTAMDA AL-SAT YAPMAYIN

İslam Memiş, “ Böyle ortamlarda kesinlikle al-sat yapmayın ! “ uyarısını yaparak, şu tavsiyelerde bulundu: “Altında alım satım yapmayın. Bu yıl, diğer yıllara kıyasla daha hareketli geçebilir ve ciddi zararlar edebilirsiniz. Satmayın, yükselişler daha sürecek. Altın borcu olan, düğün yapacak, altın yatırımı yapacak vatandaşlar ise önümüzdeki üç ay içinde altının gram fiyatında

318-315-307-297 ve 292 lira seviyelerini alım fırsatı olarak görmeli. Altın, al-sat yaparak para kazanılan bir yatırım aracı değildir. Satanların zararına yerine koyduğu bir emtiadır. Bugünlerde panik alımlar da yapmayın . Yeni rekorları görenler, koşa koşa altın almaya gitti. iki hafta önce 297’den almayanların 324’den altın almaları içimize sinmedi. Acele etmesinler, fiyatlar tekrar gerileyecek, son bir alım fırsatı sunacak, panik yapılmamalı. Düşen fiyatlar alım olarak değerlendirilmeli.”

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Kategoriler
Haberler

İran sınırında korona alarmı

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) İran’da görülmesi ve ard arda yeni vaka haberlerinin gelmesi komşu ülkeleri tedirgin etti. Türkiye de İran sınırındaki tedbirlerini artırdı.

İRAN’DA VAKA SAYISI 28’E ÇIKTI

İran Sağlık Bakanlığı, ülkede 10 Kovid-19 vakasının daha tespit edildiğini açıkladı. Sağlık Bakanlığı Halkla İlişkiler Sorumlusu Kiyanuş Cihanpur, ülkedeki koronavirüs vaka sayısının 28’e ve ölü sayısının da 5’e yükseldiğini ifade etti. Cihanpur, yeni koronavirüs vakasının tespit edildiği 10 kişiden 8’inin Kum, 2’sinin de başkent Tahran’da olduğunu aktardı. İran medyası, Kovid-19 salgınından başkent Tahran’da bir belediye başkanının da etkilendiğini yazdı.

TARAMADAN GEÇİYORLAR

İran’daki Kovid-19 vaka sayısındaki hızlı artış komşu ülkeleri de tedirgin ediyor. Gelişmeler üzerine Türkiye de sınır kapılarındaki önlemleri artırdı. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinden İran’a açılan Gürbulak Gümrük Kapısı’nda bir dizi tedbirler alındı. Gürbulak Gümrük Müdürlüğü çalışanları, gümrük işlerinde plastik eldiven, maske ve dezenfektan kullanmaya başladı. İran’dan Türkiye’ye giriş yapmak isteyenler ise pasaport kontrolünden önce sınır kapısında görevlendirilen sağlık ekibi tarafından sağlık taramasından geçiriliyor. Ateş, öksürük, burun akıntısı gibi hastalık belirtisi olan yolcular ise içeri alınmıyor. Gürbulak sınır kapısına ayrıca termal kamera da kurulacak. Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri de gümrük personeline koronavirüs tedbirleri konusunda eğitim verecek.

ÖZEL SAĞLIK ODASI KURULDU

İran’da virüs vakalarının duyurulduğu perşembe gününden itibaren ülkeye sınırı olan Van’da da güvenlik seviyeleri en üst düzeyde tutuluyor. Van’dan İran’a açılan Kapıköy Sınır Kapısı’nda termal kamera ve özel sağlık odaları kurulurken ilçelerdeki sağlık görevlileri de ayrıca bilgilendirildi. Van Valiliği, okullarda da alınacak önlemler konusunda eğitim çalışmalarına hızlı bir şekilde başlanacağını duyurdu. Öte yandan, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde oluşturulan özel bölmede de olası şüpheliler için tüm hazırlıklar tamamlandı. Temasın en az seviyede olması için acil servisin ayaklı sedye girişi ise olası şüpheliler için ayrıldı. Burada çalışanlar siyah koruyucu kıyafet giyerek maske takarken, diğer hastaların buradan alınmasına da izin verilmiyor.

5 kişi tedbir amaçlı gözetimde

Bu arada Van’da İran’dan giriş yapan 3 Türk vatandaşı, yüksek ateş görülmesi sebebiyle tedbir amaçlı hastanede tedavi altına alındı. Bu kişilere korona virüs testleri yapılacak. Hakkari’de de ateşi yükselen bir çocuk ile annesi de Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirildi. Valilik yetkilileri, tedbir maksatlı bölge hastanesinde yüksek ateşli 5 kişinin tedavi altında tutulduğunu doğruladı. Hastanede herhangi bir karantina kararı alınmazken, çalışan personel, spekülasyonlara sebebiyet verebilecek davranışlar konusunda uyarıldı.

Irak’a sıçradı

Irak’ta, İran’dan ülkeye gelen bir öğrencide yeni tip koronavirüs tespit edildiği bildirildi. Yerel sağlık kaynakları, öğrencinin, İran’ın Kum kentinden geldiğini söyledi. Öte yandan, Irak’ta İran’dan dönen Irak vatandaşları, tedbir amaçlı olarak otellerde karantina altına alınıyor. Yerel medyada çıkan haberlere göre, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Erbil vilayetindeki İran-Irak arasındaki Hacı Omeran Sınır Kapısı’ndan ülkeye dönen vatandaşları en yakın konumdaki Soran ilçesinde kiraladığı 2 otelde konaklatıp gözetime aldı. Erbil’in yanı sıra Süleymaniye’deki Pervizhan Sınır Kapısı’dan gelen vatandaşlar, IKBY Sağlık Bakanlığının aldığı tedbirler kapsamında karantinaya alınıyor. IKBY Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Kadir, yerel basına yaptığı açıklamada, bölge halkının koronavirüsten koruma maksadıyla maske temin etmek için Dünya Sağlık Örgütü ile temasa geçtiklerini ifade etti. Irak, 20 Şubat’ta, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle İran vatandaşlarına tüm sınır kapılarını 3 gün süreyle kapatmıştı, gidiş-dönüş tüm uçak seferlerinin de askıya alındığını duyurmuştu. Aynı zamanda, Bağdat yönetimi, Irak’a girmek isteyen İran vatandaşlarına yeni bir duyuruya kadar vize verilmeyeceği belirtmişti.

Kuveyt uçuşları durdurdu

Kuveyt Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle İran’a gidiş-dönüş tüm seferlerin durdurulduğunu açıkladı. Genel Müdürlük yaptığı açıklamada, kararın Sağlık Bakanlığı’ndan gelen talimat gereği alındığını duyurdu. İran’dan gelen Kuveyt vatandaşlarının karantinaya alınacağı belirtilen açıklamada, iki hafta içinde İran’da bulunduğu belirlenen yabancıların da ülkeye girişlerinin yasaklanacağı kaydedildi. Salgının şu anki durumundan dolayı İran’dan Kuveyt’e gelecek olanlara da vize verilmeyeceği hatırlatıldı. Suudi Arabistan da Kovid-19 nedeniyle vatandaşlarının ve ülkede yaşayan yabancılara yönelik daha önce var olan İran’a sefer yasağının devam ettiğini duyurdu.

DSÖ: Fırsat penceresi daralıyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Thedros Adhanom Ghebreyesus, Kovid-19 salgınının Çin dışındaki ülkelerdeki artış hızına dikkat çekerek, virüsü kontrol altına almak için fırsat penceresinin “daraldığını” vurguladı. DSÖ’nün Twitter hesabından yapılan açıklamaya göre Ghebreyesus, bir üre önce virüse yönelik “Stratejik Hazırlık ve Müdahale Planı” yayımladıklarını anımsattı. Ghebreyesus, virüsün yayıldığı özellikle “sağlık sistemi en zayıf olan ülkelerde” kullanılmak üzere donör ülkelere 675 milyon dolar yardım çağrısı yaptı. Afrika’da 13 öncelikli ülke belirlediklerini aktaran Ghebreyesus, bu ülkelerin Çin ile doğrudan bağlantısı olduğunu veya buradakilerin Çin’e daha yoğun seyahat ettiklerini kaydetti.

YENİŞAFAK

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Günün gazete manşetleri

Günün gazete manşetleri
Kategoriler
Haberler

Üç sektöre talep yağıyor

ihracatçılar, dünyanın en büyük ihracatçısı Çin’in Koronavirüs salgını nedeniyle kaybettiği pazarlarda daha aktif olabilmek için harekete geçti. Özellikle Türkiye’nin elinin güçlü olduğu pazarlar ihracatçının radarına girdi. Koronavirüs salgınıyla birlikte Çin’deki üretimin yavaşlamasının ardından kimya, hazır giyim ve çelik sektörlerinde Türk firmalarına siparişlerde artış dikkati çekiyor.

DOĞALTAŞ SEKTÖRÜNÜN GÖZÜ ÇİN’DE

Çin’deki fabrikaların durmasıyla bazı küresel alıcılar, siparişlerini Türk firmalarına yönlendirirken bu ülkeye yoğun ihracatı bulunan maden ve doğal taş sektöründe ise gelişmeler yakından takip ediliyor. Salgının Türkiye’nin dış ticaretine olan etkileriyle ilgili ilk değerlendirmeler ise sektörlere göre farklılık arz ediyor. Örneğin, Çin’e yıllık yaklaşık 700 milyon dolar ihracatı bulunan doğal taş sektörü, virüsün piyasaya etkisini dikkatle takip ediyor. Mermer ve travertende Türkiye’nin açık ara en büyük müşterisi konumundaki Çin’de limanlarda yükleme boşaltmanın aksaması ve inşaat projelerinin duraksaması bu ülkeye yapılan sevkiyatlara yansıyor.

HAZIRGİYİMDE İBRE TÜRKİYE’YE DÖNDÜ

Hazır giyimde özellikle dokuma kumaşlara dayalı üretim yapan ve büyük kapasitesi bulunan Türk şirketlerinin Çin’deki üretimin durmasının getirdiği boşluğu doldurmada etkili bir rol oynayacağı belirtiliyor. Avrupalı büyük alıcıların özellikle hızlı sipariş ürünleri için Türk firmalarına dönüş yaptıkları, sektördeki boş kapasitenin bu siparişler nedeniyle dolacağı konuşuluyor.

TEKSTİLDE İSTİHDAM 1 MİLYONU GEÇTİ

İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birlikleri’nin (İTKİB) ev sahipliğinde düzenlenen Hazır Giyim, Tekstil, Deri ve Halı Sektörleri Çalıştay’ın konuşan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “Sektörün istihdamı tam rakam olarak 1 milyon 67 bin 23 kişi oldu. El birliğiyle çalışarak bunu katlayacağımıza inanıyorum. Bulunduğumuz pazarlarda daha güçlenerek devam ediyoruz ve buna devam edeceğiz. Kaliteli yenilikçi üretim anlayışımızla, katma değerli üretim anlayışımızla ve rekabetçiliğimiz ve hızlı teslimatımızla bundan sonrada her türlü tedbiri müşterek alarak devam edeceğiz” dedi.

ÇİN’DEN 1 PUANLIK SİPARİŞ KAYMASI 2 MİLYAR DOLAR DEMEK

Aynı toplantıda konuşan İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Gültepe “Koronavirüs salgını nedeniyle temsilcilerini Çin’e gönderemeyen uluslararası markalar, alternatif arayışındalar. Avrupa ve ABD merkezli markalar yaklaşık bir aydır kumaş, yan sanayi ve fiyat konusunda firmalarımızla görüşmeler yapıyorlar. Döviz kuru daha rekabetçi fiyat vermemize imkân sağlıyor. Çin’den yüzde 1’lik sipariş kayması durumunda bile sadece hazır giyim ihracatımızda yaklaşık 2 milyar dolar artış yakalayabiliriz. Tekstil, deri ve halı sektörlerindeki yansımalarla bu rakam 3 milyar doların üzerine çıkabilir” bilgisini verdi.

Kimya ihracatı için fırsat

Türkiye’nin en önemli sektörlerinden kimya sanayiinin temsil edildiği, “Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği”nin (TKSD) Yönetim Kurulu Başkanlığı’na ikinci kez seçilen Haluk Erceber ise “Çin’de ortaya çıkan koronovirüs salgını, sektör açısından olumlu. Özellikle AB ülkelerinden daha fazla sipariş gelecek ve ihracat rakamlarımız artacaktır. Kimya sektörü 2019 yılı itibarıyla 17.8 milyar dolar ihracat gerçekleştirirken, ithalat rakamı ise 36.3 milyar dolar oldu. Dış ticaret açığından yüzde 59 pay alıyoruz. Üretimde yüzde 75 ithal hammadde kullanılmaktadır. Ham maddenin yüzde 55’i ise Çin’den geliyor. Ancak koronavirüs sonrası bu ithalatın başka ülkelere kayacağını görmekteyiz “ bilgisini verdi.

Çelik sevkiyatı hızlandı

Türkiye’nin Çin’i hedef pazar ilan ettiği kuru ve yaş meyve sebze sektörlerinde de tanıtım etkinliklerine bir süre ara verildi. Gıda sektöründe Çin pazarından gelecek talepleri izleyen ihracatçılar, bir iki hafta içinde bu ülke için yol haritası belirleyecek. TİM Kuru Meyve Sektör Kurulu Başkanı Birol Celep, Çin marketlerindeki stok durumunu bilmediklerini, bu ülkeye belli ürünlerde bir miktar ihracat artışı yaşanabileceğini ifade etti. Çin’in duraksamasının somut etkilerinin görüldüğü sektörlerden biri de demir çelik sektörü oldu. Dünyanın en büyük çelik üreticisi olan bu ülkedeki fabrikaların üretimlerini azaltmasıyla son 15 günde Türk çelik ihracatçıları Asya ve Afrika pazarlarına çelik sevkiyatlarını hızlandırdı. Afrika ülkelerine çelik mamulü satışlarındaki artış yüzde 15’lere ulaşırken Türk ihracatçılarının bir süredir girmekte zorlandığı Singapur, Hong Kong, Filipinler, Malezya ve Bangladeş’ten de yeni sipariş haberleri gelmeye başladı.

YENİŞAFAK

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Kategoriler
Haberler

Konya’da 4.5 şiddetinde deprem

Son dakika Konya’da deprem: Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Derebucak  ilçesinde saat 01.26’da 4,5 büyüklüğünde deprem kaydedildi.

Deprem, 14,76 kilometre derinlikte gerçekleşti.

KAYNAK: AA
Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Cinayet güvenlik kamerasına yansıdı

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde işlenen cinayetin görüntüleri bölgedeki bir iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedildi.Altay Mahallesi Keçeciler Sokak’ta bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, cinayet zanlısı Mustafa D. ve yeğeni Döne Ü’nün otomobille cinayetin işlendiği yere geldiği görülüyor.
Kategoriler
Haberler

Amerika’nın 10 yıllık Türkiye planı

CIA’in yan kuruluşu olarak bilinen RAND Corporation tarafından ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) için hazırlanan rapor, daha çok “darbe” söylentileriyle gündeme geldi. 15 Temmuz darbe girişimiyle FETÖ’cülerin tasfiye edilmesinden rahatsız olan Amerika’nın, Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinden Türkiye ile ilişkilerinin yeniden geliştirilmesine odaklanan raporda, bunu sağlamak için de Türkiye siyasetiyle ilgili alternatif senaryolar üzerinden 10 yıllık bir perspektif oluşturulmuş.

Nedim Şener’in yazısı şu şekilde;

 

O yüzden, siyasi gelişmeleri takip edenler için gelecek 10 yılda ABD’nin Türkiye hakkında yazdığı senaryoları, kesilerek saklanması, yani başımıza gelecekleri takip açısından köşeme taşıyorum. ‘Türkiye’nin Milliyetçi Rotası: ABD-Türkiye Stratejik Ortaklığı ve ABD Ordusu İçin Çıkarımlar’ isimli rapordaki dört senaryo şunlar:

1. SENARYO

 

 

Zor ortak: Türkiye zorluk çıkarmaya devam eden ve ara sıra bocalayan, ancak NATO üyesi olarak ortak harekâta ve güvenlik konularına destek vermeye devam eden bir ülke olacaktır. AB ve ABD ile ilişkilerde etkileşim devam edecek, ancak ilişkilerdeki sorunlar çok fazla gerilime mahal vermeden çözüme kavuşturulacaktır.

2. SENARYO

Yeniden dirilen demokrasi: Muhalif bir politik lider veya muhalefet ortaklığı 2023 seçimlerinde mevcut iktidara üstünlük sağlayarak 2017 yılında gerçekleşen anayasa değişikliklerini iptal edecek ve daha Batılı dış ilişki ve güvenlik politikası edinecektir. Bu durum ABD ve Avrupa’nın politika ve güvenlik anlayışında Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesine öncülük edecek, Türkiye ile Arap dünyası, İsrail ilişkileri gelişecek, Kürt ve Kıbrıs sorunlarında yol kat edilecektir.

3. SENARYO

 

Stratejik dengeci: Türkiye, NATO müttefikleri ve Avrasya bloğunda yeni oluşan ortaklıkları (Rusya, İran ve Çin) arasındaki dengeyi daha açık şekilde sağlayacaktır. Bazen Batıyı destekleyecek ancak çoğunlukla değişken koalisyonların parçası olacaktır. Bu strateji, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2018 seçim manifestosunda yer almaktadır ve AKP ile MHP’li politikacıların dünya görüşünü yansıtmaktadır. Uzun vadede Türkiye için risk taşımaktadır ve bu risk ABD’nin Rusya, İran ve Çin’e karşı caydırıcılık ve savunma gayretlerini zorlaştıracaktır. Bu varsayımsal gelecek AB ve ABD ile süregelen problemlerin çözüme kavuşturulmaması durumunda daha olasıdır.

4. SENARYO

Avrasyalı güç: AB ve ABD ile karşılıklı güvensizlik ve politika farklılıkları kırılma noktasına ulaşırken, Türkiye NATO’dan resmi olarak ayrılacaktır ve Avrasya ve Ortadoğu’da gelişmekte olan ortaklıkları ile daha yakın ilişkiler kuracaktır. Bu varsayımsal gelecek, soğuk ve daha muhalif yaklaşımların sonucu olacaktır ve beraberinde askeri çatışma riski barındırmaktadır.

HER ŞEY AMERİKA’NIN ÇIKARLARI İÇİN!

Tüm inceleme konuları ışığında, Türkiye-ABD ilişkilerinin gelecek on yılda alacağı şeklin ABD yararına olması için neler yapılması gerektiği de şöyle anlatılmış:

A) ABD, Türkiye ile son yıllarda yaşanan rahatsız edici gelişmelere karşı tampon oluşturmak amacıyla uzun vadeli bir strateji takip etmelidir. ABD aynı zamanda, eğer demokratik bir muhalefet ortaya çıkar ve Türkiye’yi daha işbirlikçi müttefik ve güvenilir bölgesel ve küresel ortak olma yolunda yeniden yapılandırırsa, gelecek on yılda ortak çıkarlara uyma konusunda işbirliğini sürdürecek girişimlere ihtiyaç duyacaktır.

B) ABD ve Türkiye’nin Suriye’deki görüş farklılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla, ABD’nin Türk müttefikleri ve Kürt ortaklarıyla kıvrak diplomatik görüşmeler ve daha fazla politika ayarlamaları yapması gerekir.

‘İNCİRLİK ÜSSÜ’NÜ KAYBEDEBİLİRİZ’

C) ABD ve NATO askeri güçlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri ile sürekli ortak harekât icra etmesi Rusya’nın Türkiye üzerindeki etkisine karşı denge sağlayabilir. D) ABD savunma planlayıcıları, geçici veya kalıcı olarak İncirlik Hava Üssü ve Türkiye’deki diğer ABD ve NATO tesislerinin kullanımını kaybetmeye hazır olmalıdır. E) Türk Milli Savunma Bakanı’nın artan önemi göz önünde tutularak, ABD ordusu ile Türk Genelkurmay Başkanlığı komuta kademesi arasındaki diyalog arttırılmalı ve ABD-Türkiye Üst Düzey Savuma Grubu’nu yeniden canlandırmak amacıyla daha fazla güç sarf edilmelidir. F) ABD ordusu, Türkiye’nin Milli Savunma Üniversitesi’nin müfredatını oluşturmaya yardımcı olma yollarını araştırmalıdır. Böylelikle Türkiye’nin subaylarını ABD okullarına göndermeye devam etmesi sağlanmalıdır. Bu durum uzun vadede Türkiye ile sivil-asker işbirliğinin gelişmesine yardımcı olacak ve Türk ordusunun geleceğine, ABD ve NATO ile ortaklığı ve uyumunu güçlendirme kapsamında yön verme konusunda etkili olacaktır.”

Amerika’nın planı bu. Onların ne yazdığı değil, bu senaryolara karşı Türkiye’nin ne yapacağı önemli.

NOT: Bu yazıyı kesip saklayabilirsiniz

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Türk profesörün koronavirüs önerisi dünyada yankı buldu

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüs (Covid-19) nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı artarken, salgının önüne geçmek için yapılan bilimsel çalışmalar da devam ediyor.

Dünyaca meşhur Science dergisinde yayınlanan bir makaleye göre, ABD’de University of Texas ve National Institute of Health’ten araştırmacılar Benter’in de önerdiği metod üzerinden çözüm üretti.Benter konferansta kendi bulduğu sistemin bir parçası olan ACE2 proteinini bastırmakla virüsün hücrelere girerek zarar vermesinin önlenebileceğini söylemişti

ABD’DEN DESTEK GELDİ

İbrahim Benter’e göre, araştırmacılar, Covid-19’un genom haritası kullanılarak üretilen numuneler üzerine yaptıkları çalışmada koronavirüsün insan hücresine nüfuz etmesini sağlayan “anahtar” enzimi tespit ederek, kendi çalışmasını da doğruladılar.Kaynak: Prof. Dr. İbrahim Benter, önerdiği metodun doğrulandığını belirtti

 

 

Koronavirüs için umut olan KKTC Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter çlışmalarını anlattı.

‘İNSAN VÜCUDUNA GİRMİŞ OLSA BİLE…’

 

 

Virüsün çok ciddi bir şekilde yayıldığını ve yayılmanının da önlenemediğini belirten Prof. Dr. Benter, şunları söyledi:

“Bizim yapmamız gereken bu virüs vücudumuza girdikten sonra zararını nasıl önleyebiliriz? Benim 1991 yılında Amerika’da Cleveland Clinic Hastanesinde başlattığım çalışmalarda yeni bir sistemi ortaya çıkardık. Bulduğumuz yeni sistemde “angiotensin proteini” var. Biz bu proteini değişik şekillerde çalıştık ve birçok hastalığa da çare olabileceğini gösterdik.

Dünyanın birçok yerinde bu sistemler üzerine çalışıyorlar. Burada virüsle ilgili önemli olan bilgi şudur: Bir virüs vücudumuza girdikten sonra hücrenin içine girebilmesi için bu proteini kullanıyor. Yani angiotensin dediğimiz protein kapı görevi yapıyor. Virüs bu proteine bağlanıyor, hücrenin içine giriyor ve problemleri çıkarıyor. Biz daha önce yaptığımız çalışmalarda bu kapıyı kapatabileceğimiz, bu proteini durdurabileceğimizi gösterdik.

‘İNŞALLAH BİR ÇÖZÜM BULURUZ’

Eğer bu virüsle ilgili çalışmalarda bunu başarıp, bu proteini durdurursak kapıyı kapatmış olacağız. Virüs hücrenin içine giremeyecek ve zarar veremeyecek. Yani insan vücuduna virüs girmiş olsa bile hastalanmayacak, zararı önlemiş olacağız.”

‘BAKAN KOCA’YLA GÖRÜŞTÜK’

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Kıbrıs’ta görüştüklerini söyleyen Prof. Dr. İbrahim Benter, “Sayın Bakanımız Fahrettin Koca ile bu konulardan da konuştuk. Sağ olsun bu çalışmaları çok ciddiye alıyorlar. Bir şeyler yapmak istiyorlar, çözüm bulmak istiyorlar. Bu konuda ben de destek verebileceğimi söyledim.

İnşallah çalışırız, hem burada, hem Türkiye’de, hem Avrupa ve Amerika’da. Birçok insanın hastalanmasına ve ölümüne neden olan tarihte belki de ilk defa bu kadar ciddi bir problem yaşıyoruz. İnşallah buna bir çözüm buluruz.” dedi.

Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haberler

Dev maç nefes kesti! Kartal, Sörloth’u durduramadı

Süper Lig’de 23. hafta karşılaşmasında Beşiktaş ile Trabzonspor kozlarını paylaştı. Dev mücadele 2-2’lik eşitlikle sona erdi. 

Bordo mavililer 5. dakikada Alexander Sörloth’un golüyle öne geçti. Siyah beyazlılar 57’de Kevin-Prince Boateng ve 64’te Domagoj Vida’nın golleriyle 2-1 öne geçerken 90+1’de Alexander Sörloth son sözü söyledi ve mücadele 2-2’lik eşitlikle sona erdi.

 

 

Alınan bu sonucun ardından Beşiktaş 37 puana yükselirken Trabzonspor 45 puana çıktı.

Ligin bir sonraki haftasında Beşiktaş deplasmanda Alanyaspor ile karşılaşacak. Trabzonspor sahasında Çaykur Rizespor’u konuk edecek.

BEŞİKTAŞ 2-2 TRABZONSPOR

STAT: Vodafone Park

BEŞİKTAŞ: Karius – Gökhan Gönül, Vida, Ruiz, Caner Erkin, Elneny, Atiba, Lens (Dk. 64 Diaby), Boateng (Dk. 78 Boyd), N’Koudou (Dk 87 Necip Uysal), Burak Yılmaz

TRABZONSPOR: Uğurcan – Pereira, Da Costa, Campi, Novak, Doğan (Dk. 66 Ekuban), Sosa, Guilherme (Dk 86 Bilal Başacıkoğlu), Ndiaye, Sturridge (Dk. 55 Kamil Ahmet), Sörloth

GOLLER: Dk. 57 Boateng, Dk. 64 Vida (Beşiktaş) – Dk. 5, 90+1 Sörloth (Trabzonspor) 

SARI KARTLAR: Da Costa, Campi (Trabzonspor) – Necip Uysal, Elneny (Beşiktaş)

 

 

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ